YILDIZLARARASI (INTERSTELLAR)

Sinemadan çıktıktan sonra üstünde düşünmeden yapamayacağınız bir film. Hatta eve gider gitmez belki filmde geçen fizik teoremleri hakkında araştırma yapmaya başlayacaksınız belki benim gibi sinemanın büyüsüne bir kez daha kapılıp kendinizi bu dünyanın içine atmak için gün saymaya başlayacaksınız. Ya da filmi hiç beğenmeyip oldukça sıradan ve türünün diğer örneklerinin vasat bir kopyası olduğunu düşüneceksiniz ama ne yaparsanız yapın onu aklınızdan çıkaramayacaksınız karşınızda “YILDIZLARARASI”

Uzun süredir sinemada fragmanını, duraklarda afişini görmekten hem bıktığımız hemde merak içinde beklediğimiz bir film. Hele filmin arka planını bilenleri sabırsızlıktan çatlatmış olmalı, çünkü elinizi nereye atsanız işinde usta biriyle karşılaşıyorsunuz. Yönetmen koltuğunda Başlangıç (Inception) ve Akıl Defteri (Memento) gibi filmlerle kendini kanıtlamış Christopher Nolan’ı görüyoruz. Senaryosu da ona ve kardeşi Jonathan Nolan’a ait. Müziğe gelince bu konuda hayli rüştünü ispatlamış Hans Zimmer çıkıyor karşımıza. Üstelik Zimmer bu projenin müziklerini senaryoyu okumadan yapmış. Zaten oyuncu kadrosu deseniz Akademi Ödülü olmayanı almamışlar galiba kadroya. Bütün bunlar birleşince işte karşınıza bu etkileyicilikte bir film çıkıyor.

Kadro, yönetmen o bu her şey güzel anladık peki bu film ne anlatıyor? Aslında bunu açıklaması zor en azından sadece 1 kere izleyip ve aynı zamanda spoiler vermemeye çalışırken, hazır konusu açılmışken şunu da eklemeden yapamayacağım bence bir filmin dolu dolu olduğunu ve tamamının bir bütünü oluşturduğunu film ile ilgili söyleyeceğimiz tek bir şey bile başka bir sürprizi kaçırıyorsa anlarız.

Film dünyanın gelecekte ki halini bize tanıtarak başlıyor. Yaşam standartları düşmüş, insanların çoğu tarım ile uğraşmaya başlamış ama tarımda giderek kötüye gidiyor her yıl yeni bir bakteri ekinleri kurutuyor. Aynı zamanda sürekli devam eden etkili toz fırtınaları var… Yani artık dünya yaşanılacak bir yer olmaktan çıkmış en fazla bir iki nesilin yaşayabileceği süre kadar daha dayanabilir. Bütün bu yaşam betimlemesinin içinde ana karakterimizle tanışıyoruz Cooper (Matthew McConaughey).Eski bir astronot ama şuan 2 çocuğu ile birlikte kasabada yaşıyor ve çiftçilik ile uğraşıyor. Fakat hayatından memnun değil çünkü bu dünya ona yetmiyor. Ayrıcı kızı ile arasında olan ilişkide filmin kilometre taşlarından biri. Asıl olaylar kızının odasında bulduğu minik yerçekimi sorununun onu NASA’ya götürmesiyle başlıyor (tabii o dönemde ki yaşam koşullarından dolayı NASA gizli çalışıyor). Onun seçilmiş olduğunu düşünüyorlar ve tecrübelerinden dolayı onun üzerinde çalıştıkları projede pilot olmasını istiyorlar. Zaten bu dünya ile yetinmeyen Cooper bu teklifi kabul ediyor fakat ne zaman döneceği ya da dönüp dönemeyeceği belli değil.Kızının verdiği sert tepkiye rağmen görevi kabul ediyor. Filmde bundan sonra olacak olaylar birbiri ile uyumlu şekilde iç içe geçirilmiş durumda.Zaten uzay yolculuğu başladıktan bir süre sonra solucan delikleri, görecelik, zaman kayması gibi terimler içinde kayboluyorsunuz. Yaklaşık bir buçuk saatin sonunda ara verildiğinde şöyle bir sakince oturup her şeyin en baştan itibaren yavaşça süzülmesine ve temel noktaların oturmasını sağlamakta fayda var çünkü ikinci yarıda işler iyice içinden çıkılmaz bir duruma dönüyor ve aksiyon sınırları zorluyor tabii bu aynı zamanda biraz sıkıcı olmasınada yol açıyor fakat ortalarda gelen bir kaç sürpriz daha sizi geri toparlıyor. Tam her şey bitti dediğinizde aslında her şeyin yeni başlıyor olduğunu anlıyorsunuz. Bu da akıcılığın sağlanmasına yardımcı oluyor.

 

Peki sona gelindiğinde elimize ne geçiyor tabii ki bir Nolan klasiği “SORULAR” üstelik oldukça bol miktarda. Film oldukça uzun önceden söylemekte fayda var, hazırlıklı olun. Kesinlikle IMAX’e gitmenizi öneriyorum ”F” sırasından bile soluksuz izlemenizi sağlıyor. Ayrıca müziğin döşenme şekli sayesinde titreşimler sizi 4 hatta 5inci boyut hissine sokuyor.Ve aralarda yapılmış olan minik ses oynamalarıyla kendinizi boşlukta hissetmeye hazır olun. Ama tabii ki her şey peri masalı gibi değil; hatalar ve problemli noktalar her zaman var. Nolan bazı noktalarda kendini tekrarlamaktan kaçamıyor örneğin her filmde kilometre taşı görevi gören somut bir madde olması gibi bkz:saat bkz:topaç (Başlangıç) bkz:not defteri (Akıl Defteri). Ama bütün bunları bir kenara bıraktığımızda oldukça tatmin edici ve etkileyici üstelik görsel bir şölende sunan bir film bizi bekliyor.

#bilimkurgu #uzay yolculuğu #zaman #yerçekimi 9,8 

Yönetmen: Christopher Nolan

Oyuncular: Matthew McConaughey, Anne Hathaway, Michael Caine, Jessica Chastain

-Pınar Binay (Konuk Yazar)

il7oauhimfnjbt0yrrts                               MV5BMjIxNTU4MzY4MF5BMl5BanBnXkFtZTgwMzM4ODI3MjE@._V1_SX640_SY720_

Leave a Reply