Dünyanın En Şaşırtıcı (ve güzel) Eğitim Sistemi: Finlandiya

Düşük maliyetler, kısa okul saatleri ile yüksek akademik başarıyı; bireyselliğe, bağımsızlığa önemFinland & US veren, öğrencilerine kendi eğitim programını kendi düzenleme sorumluğunu yükleyen eğitim anlayışıyla bol boş zamanı, eğlenerek öğrenmeyi birleştiren Fin eğitim sistemi hala eğitimin rüya ülkesi olmaya devam ediyor. Tabii bizim için de öyle. Özellikle Türk eğitim sisteminde sıkışmış kalmış, hatta daha çok bıkmış öğrenciler için.

Fin eğitim sistemiyle ilgili 9 şaşırtıcı gerçeğe bir göz atın.

1. Finlandiya’da zorunlu okula başlama yaşı yedi.
Yaşları ne olursa olsun, çocuklar okula kendileri yürüyerek ya da bisikletle gidiyor.
Fin kültürü çocukların bağımsız yetişmesini önemsiyor. Çocuklarını okula getirip götüren, ders çalıştıran ebeveynler diye bir şey yok.

2. Fin eğitim müfredatı basit ve genel bir çerçeve tanımlamaktan ibaret.
Öğrenciler, kendi ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda kendi eğitim-öğretim programlarını şekillendirme haklarına sahipler. Öğretmenler de aynı şekilde.

3. Finli öğrencilere eğitim hayatlarının ilk altı yılında hiçbir şekilde not verilmiyor. Sekizinci sınıfın sonuna kadar not verme zorunluluğu yok ve öğrenciler standardize edilmiş bir sınav sistemine tabi değiller. Sadece on altı yaşlarındayken ülke genelinde bir sınava giriyorlar.finlandiya-egitim-sistemi-konular

4. Öğretmenler gün boyu sınıfta ortalama dört saat ders veriyor. Haftada iki saati ise mesleki gelişimleri için eğitimlere katılmak için ayırıyorlar.
İlk okulda öğrencilerin ders dışı/teneffüs olarak geçirdikleri zaman toplam 75 dakika. Amerika’da bu oran 27 dakikaya kadar düşüyor. Türkiye’de ise ortalama 45 dakika.

5. Tüm öğretmenlerin en az master derecesi var ve üniversite başarısı en yüksek %10’luk dilim arasından seçiliyorlar. Öğretmenlik toplum gözünde statüsü en yüksek mesleklerden biri.
Finlandiya öğretmenleri başarılı-başarısız olarak yargılamayan bir kültüre sahip. Eksikleri bulunan öğretmenlerin, yeni eğitim-öğretim programlarıyla kendilerini geliştirmesinin önü açılıyor. Hiçbir öğretmenin performans nedeniyle işten atılma korkusu yok.

6. Öğrencilere ödev verilmiyor çünkü öğrenmenin yeri okuldur.
Her çocuğa bir birey olarak değer veriliyor. Çocuklardan biri yeterince iyi öğrenemiyorsa öğretmenleri bunu hemen fark ediyor ve çocuğun öğrenme programını onun bireysel ihtiyaçlarına göre düzenliyor. Aynı şey, okula uyum göstermeyen, sıkılan ya da öğrenim durumu programın ilerisinde olan çocuklar için de geçerli.
Öğretmenlerin yüksek eğitim düzeyi, çocukların her türlü gelişimini gözlemleyebilmelerini ve esnek çözümler yaratabilmelerinin en önemli nedeni. İstatistiklere göre çocukların ortalama %30’u eğitim hayatlarının ilk dokuz yılında özel programlarla destekleniyor.

7. Fin okullarında spora bol bol yer var ama spor karşılaşmaları yapacak takımlar yok. Rekabet, üstünlük kazanmak Fin kültüründe değer verilen bir şey değil.

8. Finlandiya’da özel okul yok ve eğitim harcamalarının tümü devlet tarafından destekleniyor.
Finlandiya’da okullar birbirleriyle rekabet etmiyor, aksine dayanışıyor. Okulların hemen hemen tümünün başarı düzeyi aynı. Bu yüzden okulun bir diğerine göre ayrıcalığı yok.
Eğitim “herkes için eşit imkanlar sağlamak” demek. Eşitlik kavramına olağanüstü değer veriliyor. Tüm çocuklar zeka ve becerileri ne olursa olsun aynı sınıflarda okuyor.

9. Pek çok Avrupa ülkesi ve Amerika’yla karşılaştırıldığında Finlandiya’da eğitime ayrılan bütçenin daha fazlası sınıf ortamına yansıyor. Çünkü öğretmenler de, yöneticiler de hemen hemen aynı maaşı alıyor. Bu yüzden Finlandiya’da eğitim maliyetleri çok daha düşük.

finlandiya-eğitim-sistemi_299178

-Aleyna

3 thoughts

  1. Anlattiginiz gibi finlandiya gibi ulkelerde sadece egitim sistemi degil diger kurum ve kuruluslarda da sistem baslarda cok saglam bir alt yapi olusturularak daha sonrada sorunsuz bi sekilde rayında ilerlemekte. Bizde onlara hayretle bakmaktayiz, helal olsun adamlarda demokrasi özgürlük esitlik var adamlarda demekten dem vururuz. Neden ulkemizde imkanlar varken onlar gibi olmuyoruz , olamıyoruz yada oldurtmuyorlar sorusuna cevap aramiyoruz. Aslinda toplum olarak bu sorulara cvp aramaya başladığımız andan itibaren belkide onlari yakalamada ilk adımı atmış oluruz. Bunun icinde ozguveni tam ve cesaretli bireylerin ulkede yetismesi gerekiyor. Bakar misiniz finlandiyada cocuklari ebeveynlerin okula getirip götürme goturme durumlarinin olmamasi, aslinda onlara kucuk yasta verilen sorumlulgun yaninda ,o kisilerin ozguveninin cesaretinin artmasina kesinlikle yardimci olmakta. E bir ulkede boyle bireylerin yetismesi zaten diger ulkelere gore her alanda 1_0 onde basliyor olmasi demektr. Bu ve bunun gibi yazilari bu gercekleri her okudugumuzda , aslinda onlari kendimizden ustun gormekten ve bu durumun hep de boyle suregelecegini kabullenmekten baska bisey yapmiyoruz düşünmüyoruz. Kisacasi bunlarin degisik alanlarda gosterdikleri bu yeteneklerini politikilarini somut olarak kendimize nasil uygulayabiliriz bizde onlar gibi nasil asama kaydedebiliriz diye bi gayret icinde olmak daha mantikli olacaktir. Gerci gunumuz turkiyesinde bu pek de mumkun degil, nedeni ise su. Insanlar once gercekten insan oldugunun farkinda olduktan sonra tum guzellikler,basarilar saglanir. Bana dokunmayan yilan bin yasasin zihniyetiyle degil. Insan oldugumuzun, ne icin dunyaya geldik, ne icin varız, ne yapmamz gerek sorularinin farkinda olmadiktan sonra basari pekde mumkun olmaz ve sonra daha coook boyle bakakaliriz. Neyse bu yazilari yayinlayip farkindalik yaratmakta guzel bisey Tesekkurler aleyna

    1. Kesinlikle haklisiniz, zaten ulkede sizin ve bizim gibi dusunenler az oldugu icin sizin de belirttiginiz gibi bir durumdayiz. Finlandiya veya Irlanda gibi ulkeler ise bizden cok ileride ve sahsen ben nedeninin kitaplarla ilgili oldugunu dusunuyorum. Bir kisi basina dusen kitap sayisi ve okur yazarlik orani cok aciklayici bu konuda. Keske herkes eline bir kitap alsa, en azindan bir gazete veya sizin gibi blog okunsa eger iyi yerlere gelinebilir. Daha farkli bir bakis acisi ve cesaret o sekilde olusur. Baska Dunyalari taniyip kulturlenmemizi saglar.
      Ayni isimle Twitter ve Facebook’dan da baska yazilarimizi bulabilirsiniz.
      Tesekkurler

  2. Haklısiniz fakat cok onemli bir etken olmakla birlikte asıl nedeni ben kitap olarak gormuyorum. Onun oncesinde ekonomik refah seviyesi ve onunda oncesinde de toplumun kültürünü en onemli neden olarak goruyorum. Gunumuz kapitalist sisteminde kitap okumak isteyipte kitap alamayan, birakin kitap alacak parayi karın tokluguna calistiran sistemi gozardi etmemek gerekir. Ulkedeki ekonomik refah seviyesi yukseldikce buna parelel olarak insanlar farkli sosyal aktivitelere yonlenme sansi ve zamani bulabilirler. Bunun icinde icinde ekonomik kalkinma cok onemlidir. Heralde ekonomi okudugum icin ekonomik tarafina bakmadan geçemedim. Fakat bunun daha öncesinde toplumun , aile kültürünün en onemli alt yapiyi olusturdugu dusuncedeyim. Hani deriz ya ilk egitim ailede baslar diye. Peki ailemizin egitimi nereden geldi ? Cok daha oncesine gittigimizde bu bizim kültürümüzü olusturmaz mi? Emin olun universitede bile oyle basi bos , bilincsiz duyarsız insanlara tanik oluyorum ki Eminim ki bunlar illaki kitap okumus bireylerdir. Ama gel gör ki insan olmayi beceremedikten ,bunun farkinda olamadiktan sonra ne kadar kitap okursak okuyalim asama kaydedemeyiz. Ulkede farkli kulturlerin olmasi guzel bisey, fakat bilincsiz kendini ilerletemeyen kulturlerin toplandigi gunumuz turkiyesinde , istenilen seviyeye ulasmak cokda mumkun gorunmuyor bence.

Leave a Reply