Fransa Günlüğüm #2: Disneyland’e nasıl gidebilirsiniz? Nasıl indirim alabilirsiniz? Hangi oyuncaklara mutlaka binmelisiniz?

Herkese tekrardan merhaba! Her zaman olduğu gibi bu yazımda da sizlere Paris’te neler yapılması gerektiğiyle ilgili önerilerde bulunacağım. Fransa Günlüğüm #1’de Louvre’dan, Notre Dame Kilisesi’nden ve müzelere nasıl bedava girebileceğinizden bahsetmiştim. Bunun yanında otel ve restoran önerilerinde de bulunmaya özen göstermiştim. Bu yazımda daha çok Disneyland’den bahsedeceğim. Fakat başlamadan önce birkaç bilgi vermek istiyorum.

Disneyland, Walt Disney tarafından 17 Temmuz 1955’te kurulmuştur. Marne-la-Vallée adlı bir yerleşim alanında bulunmaktadır ve Paris’ten buraya metroyla yalnızca 35-40 dakika sürmektedir. Yazın saatlerce sıra beklendiğinden istediğiniz oyuncaklara bir gün içerisinde binmeniz neredeyse imkansız. Bu yüzden de yazın gidecek olanlar için en ideal çözümün Disneyland’deki otelde birkaç günlüğüne oda tutmak olduğunu söyleyebilirim. Fakat siz de bizim gibi kışın gitmeyi tercih ediyorsanız eğer, istediğiniz tüm oyuncaklara sadece bir gün içerisinde (donarak da olsa) binmeniz oldukça mümkün.

Son olarak Disneyland’in iki farklı kısımdan oluştuğunu belirtmek istiyorum: Disney Park ve Walt Disney Studios. Disney Park en büyük kısımdır ve diğer kısma göre içerisinde yapacak daha fazla şey bulunmaktadır. Walt Disney Studios kısmında ise daha çok canlı animasyonlar, filmlerin çekildiği alanlar ve birkaç tane oyuncak bulunmaktadır. Eğer sadece bir kısma girmeyi düşünüyorsanız oyunuzu Disney Park’tan kullanmanızı öneririm.

494             498

Walt Disney Studios girişi                                 Disney Park girişi

Şimdi sıra günlüğümde! Disneyland’e nasıl gideceğinizi, nasıl indirim alabileceğinizi ve hangi oyuncaklara mutlaka binmeniz gerektiğini buradan okuyabilirsiniz! Kolay gelsin! 🙂

  1. Gün:

Yaren’in beni adeta sürükleyerek yataktan çıkarmasıyla uyandım bugün. Kendimi oldukça yorgun hissediyordum ve saatlerce dışarıda kalacağımız bir başka güne daha hazır değildim kesinlikle. Tam sızlanarak “Beş dakika dahaaaa…” diye söylenmeye başlayacaktım ki kahvaltıda Nutella olduğunu hatırladım ve o an beni hayata bağlayan tek şey kalorili, uzak durulması gereken,  erimiş-dondurulmuş, her neyse işte, çikolata dolu bir kavanoz oldu! Gözlerimi açtığım anda ise aklıma Disneyland’e gideceğimiz geldi ve evet, bugün benim günümdü! Yaşasııınnn!!

Otelden çıkmaya hazır bir şekilde lobiye doğru ilerlerken Disneyland ile ilgili bir broşür gördük. Broşürün üzerinde eğer otel resepsiyonundan bir belge alabilirsek Disneyland’e indirimli girebileceğimiz yazıyordu. Koşarak resepsiyona gittim ve broşür hakkında bilgi aldım. Ellerinde iki tane bilet tarzı şey vardı. Bir tanesinde “1 day, 1 part”, diğerindeyse “1 day, 2 parts” yazmaktaydı. Her ikisi de gireceğiniz kısım sayısına oranla indirim vermekteydi! Zamanımızın yetmeyeceğini düşündüğümüzden aklımızda sadece bir kısma girmek vardı ve bu yüzden “1 day, 1 part” için dört tane bilet istedim. Fakat bırakın dört taneyi, bir tane bile bilet kalmamıştı ellerinde!

Resepsiyondaki görevli ne kadar büyük bir hayal kırıklığına uğradığımı fark etmiş olmalı ki bize bir adres verdi. Louvre Müzesi’nin biraz uzağındaki “Pyramides” adlı sokakta bulunan, indirim alabileceğimiz bir yer varmış. Açıkçası biz gidip de indirimle uğraşmaya çok üşendik fakat, eğer siz arzu ederseniz ve otelinizde bu tarz bir bilet bulunmuyorsa oraya giderek yardım alabilirsiniz! Bunların dışında başka bir seçeneğiniz daha var ve bence bu en önemlisi! Yaşınızın kaç olduğunun bir önemi yok, eğer bir yerde eğitim alıyorsanız, yani öğrenciyseniz, bulunduğunuz şehirden İsic adlı kartı almalısınız. Ben İstanbul’da oturduğum için Taksim’de bulunan Academix Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı Merkezi’nden 40 TL karşılında bu kartı yaptırdım. Ve sonradan göreceksiniz ki şans eseri bu kart sayesinde ödememiz gereken fiyatın neredeyse yarısından azını ödemiş olacağız!

isic-kart  (ISIC Card örneği)

Daha fazla zaman kaybetmemeye özen göstererek otelden çıktık ve RER-A hattının geçtiği tren istasyonuna doğru yol aldık. Disneyland’e gitmek istiyorsanız eğer tek yapmanız gereken istasyondaki makinelerden Marne-la-Vallée Cheesy’ye giden bileti almak. Ama daldırıp herhangi bir istasyona gitmeyin çünkü trenin RER-A hattından geçiyor olması oldukça önemli. Treni beklediğiniz alanda tavana asılı tablo tarzında bir şey bulunmakta. Binmeniz gereken tren geldiğinde tablodaki ışık yanıyor. Eğer tabloyu takip etmezseniz yanlış trene binebilirsiniz, o yüzden çok dikkatli olun! Bu arada, Disneyland’e ulaşmak için son durakta inmeniz gerekmektedir.

Disneyland’e ulaşır ulaşmaz biletlerin alındığı gişeye gittik. Normalde “1 day, 1 part”da çocuklar için 65 Euro, yetişkinler için ise 75 Euro istiyorlar. Tam parayı ödeyecekken aklımıza Yaren’le ISIC Card sahibi olduğumuz geldi ve gişedeki görevliye kartın geçerli olup olmadığını sorduk. İyi ki de sormuşuz! İki öğrenci toplamda 54 Euro ödedik, HEM DE İKİ KISIM İÇİN. Düşünebiliyor musunuz? Resmen altın değerinde! Normalde “1 day, 1 part” 75 Euro iken bu kart sayesinde iki kişi “1 day, 2 parts” için 54 Euro ödedik! Annemler yalnızca bir kısma girebilecek olmanın üzüntüsünü yaşarken biz Yarenle Studio kısmını da göreceğiz diye deliler gibi zıplıyorduk!

492

Biletleri halleder halletmez doğruca Disney Park’a yöneldik. Disney müziklerinin geçtiğimiz her yerde bize eşlik ediyor oluşu resmen çocukluğuma dönmem için beni davet ediyordu. Özellikle de Disney Park’ın içerisine girince Disney fimlerinin geçtiği yerlerden birinde gibi hissettim kendimi! Artık çocuk olmaya hazırdım!

502   503 504    513

Etrafı keşfetmeye çalışırken bir anda Central Plaza’dan sol tarafa dönerek Adventureland’de bulduk kendimizi. O anda anladık ki Disney Park dört farklı bölümden oluşmakta: Fantasyland, Adventureland, Discoveryland ve Frontierland. (Daha iyi anlayabilmek için aşağıda bulunan Disney Park’ın haritasını büyüterek bizi takip edebilirsiniz!)

Disneyland MainPart

Adventureland’de öncelikle La Cabane des Robinson’a gittik.

541      555   558 542                   550

Daha sonra roller coaster tarzı bir şeye binmek istediğimiz için Indiana Jones and the Temple of Peril’a yöneldik. Eğer hız düşkünüyseniz ve “Roller coasterların küçüğüne, büyüğüne, her türlüsüne binerim, önemli değil.” diyorsanız mutlaka bunu denemelisiniz!

565  566

Son olarak da Pirates of the Caribbean’a gittik. Kapalı bir alanda bir sandala biniyorsunuz ve sizi gezdiriyorlar. Her şey çok gerçekçi. Tavanı öyle bir ayarlamışlar ki sanki bir yaz akşamında sandalla geziyormuşsunuz hissi veriyor. Aman dikkat edin, bazen üzerinize su sıçrayabiliyor. Bunun getirdiği “Ya makineme su sıçrarsa!” korkusuyla içeride resim çekemedim. Hepinizden özür dilerim! 😦

Adventureland’den sonra Fantasyland’e doğru yol almaya başladık. Dünya tatlısı bebekler ve prenses kıyafeti giyinmiş kız çocukları burayı oldukça süslüyor. Sanırım çocukların en sevdiği kısım burası çünkü Mickey ile tanışabiliyorlar ve Goofy ile resim çektirebiliyorlar. Ayrıca kız çocuklarının vazgeçilmezi olan Sleeping Beauty Castle da burada!

573   511  603

576    580

582    579    597

595 641  643

Buradan çıktıktan sonra Discoveryland’e geçtik. Bana kalırsa burada görmeniz gereken üç tane oyuncak var: Buzz Lightyear Laser Blast, Disneyland Railroad ve Star Tours. Birincisinde sizi mini araba tarzında bir şeyin içine koyuyorlar ve burada lazer sayesinde silahınızla hareket halindeyken hedefleri vurmanızı bekliyorlar. Ne kadar çok hedefe ateş edebilirseniz o kadar puan alıyorsunuz. Video oyunlarının somutlaşmış hali gibi düşünün! İkincisindeyse bir trene biniyorsunuz ve size tüm Disneyland’i dolaştırıyorlar. Yürüyerek göremeyeceğiniz yerlerden geçiyorsunuz. Bence herkes mutlaka denemeli! Sonuncusuysa bir simulatör ve sizi hareket eden bir kabinin içine koyuyorlar. Kendinizi uzaya çıkmış gibi hissediyorsunuz. Beş boyutlu sinemalar var ya, aynı onlar gibi işte. Görülmeye değer.

665  671  683

Artık Disney Park’taki turumuzun sonuna geldik: Frontierland. Burada daha çok korkutucu ve ürpertici oyuncaklar bulunmaktadır. Kesinlikle benim favori bölümlerimden bir tanesi. En çok önerilenlerden bir tanesi Big Thunder Mountain’dı ama kapalı olduğu için ona binemedik. Bunun dışında Phantom Manor’a kesinlikle ama kesinlikle binmenizi öneriyorum. Korku tüneli gibi bir şey. İçeride görevli olarak çalışanlar da o korkunç atmosferi yaratmak için ürkütücü davranıyorlar. Bu yüzden çocuklar ağlayabiliyor fakat aileleriyle oldukları sürece hiçbir sıkıntı yok. Buraya geçtiğimizde kameram çantamın içerisindeydi ve yorgunluktan çıkarmaya üşenmiştim. Bu yüzden oyuncakların resimlerini çekemedim.

Şimdi sıra Walt Disney Studios’da! Disney Park kadar büyük olmasa da kesinlikle çok güzel oyuncaklar bulunmakta. Ayrıca çizgi film seyretmeyi seveler için oldukça ideal bir yer!

Bana kalırsa burada mutlaka ama mutlaka binmeniz gereken üç oyuncak var. Bunlardan ilki Hollywood Tower Hotel. Eskiden çok ünlü olan bir otele yıldırım düşüyor ve bunun sonucunda birçok insan hayatını kaybediyor. Burada siz de onlardan bir tanesisiniz. Sizi bir asansöre koyuyorlar ve bu asansörle ilk önce kocaman bir aynanın olduğu bir odaya kapı açılıyor. İlk önce aynada kendinizi görüyorsunuz, herkes gülüyor, eğleniyor. Sonra bir anda aynada sizi öldürüyorlar ve asansör hızlıca aşağıya inip en üst kata çıkıyor. Burada Disneyland’i teras katına çıkmış gibi görüyorsunuz. Ne bir demir ve ne bir cam var. Sonra bir anda en üst kattan (sanırım on üçüncü kat) asansör düşüyor. (Asansorün içerisinde oturacağınız ve kemerinizi takacağınız koltuklar olduğu için uçarak kafanızı tavana çarpmanız söz konusu değil.)

studiopart

İkincisi Rock n’ Roller Coaster Starring Aerosmith. Kapalı bir alanda bulunuyor ve inanılmaz eğlenceli. Normal bir roller coasterdan daha zevkli çünkü karanlık olduğu için insan kendisini dünyanın dışında bir yerde gibi hissediyor. Kesinlikle denemelisiniz!

Üçüncüsü gondol mantığıyla oluşturulmuş bir oyuncak. Benzerini bazı tatil köylerinde kaydırak olarak da görebiliyoruz. Oyuncağın içerisinde bir araba var ve bu araba öne-arkaya ilerleyerek sizi yükseğe çıkartıyor. Bunun adını bilmiyorum fakat haritadan bulabilirsiniz. (17 numaralı oyuncak)

WDSP Map

Disneyland turumuzun sonuna geldik! Bu yazıyı yazmam gerçekten o kadar zamanımı aldı ki… Biraz uzun oldu, farkındayım ama umarım beğenmişsinizdir ve Disneyland’e gitmeyi düşünenlere yol göstermiştir. Bir dahaki yazılarımda restoran önerilerinde bulunacağım, Sacré-Coeur, Ressamlar Tepesi, Eyfel Kulesi, Moulin Rouge ve başka görülmesi gereken yerlerden bahsedeceğim. Gelecek yazımda görüşmek üzere!

-Pelinsu Arslan (Konuk Yazar)

Reklamlar

4 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s