Özgecan Aslan

“Özgecan melek gibi kalbi temiz, yüreği temiz, her konuda herkese iyilik yapan bir insandı. Okuyup adam olma hedefleri vardı. Psikolojiyi bitirip kendine iş yeri açmak hedefiydi. Hep çalışıyordu ve çok başarılıydı ama yapamadı maalesef. Bir dolmuşa binip de evine gelirken bu katliamın olmasına benim aklım ermiyor, akıl sır erdiremiyorum. Kızımın tek hatası dolmuşa binip evine gelmek mi?” diyor Özgecan’ın annesi. “O bizim canımız ciğerimizdi. Allah bunu yapanların belasını versin. Olacak bir şey değil bu. Bunca yıldır böyle bir şeyi ne duydum ne de gördüm. İnsan ürperiyor” diyor eniştesiyse.

Ben çok üzülüyorum. Gerçekten çok üzülüyorum. Özgecan’a üzülüyorum, ailesine üzülüyorum, arkadaşlarına üzülüyorum, okulundaki onu seven yüzlerce insana ve bizler gibi tanımadan onu seven insanlara üzülüyorum. Ama aynı zamanda insanlığa, daha doğrusu olmayan insanlığa da üzülüyorum.

Şu ana kadar özellikle de kadın cinayetleriyle ilgili çok haber görmüş, aynı zamanda üzülmüşümdür de ama Özgecan’ın yeri bende gerçekten de çok farklı oldu. Facebook’ta Mersin’den arkadaşlarım ve arkadaşlarımın annelerinin Özgecan’ın kayıp haberiyle ilgili paylaştıklarını gördüm önce, sonra okulda bir arkadaşımdan duydum laf arasında. Eve gelip bilgisayara baktığımdaysa önce Mersin’de yaşadığını öğrendim, daha sonra Çağ Üniversitesi’ne gittiğini hatta psikoloji okuduğunu, aramızda 3 yaş gibi bir yaş olduğunu öğrendim sonrasındaysa. Özgecan hepimiz gibi bir kızdı, belki bazılarımızdan çok daha iyisi, hedefleri olan, mezun olunca kendi yerini açmayı planlayan, yapacağı meslekle insanlara yardım etmek isteyen ve insanlıkta hala umut gören..

Bunları yapan insan değil. Bunları yapan hayvan bile değil, zira ben hayatımda bir hayvanın ne aşağılık davranışlar yaptığını, ne de bu kadar vicdansız olduğunu gördüm. Yaratık demek istiyorum ben onlara hiç bir canlıya haksızlık etmek istemediğim için. Ve anlayamıyorum, dünya üzerinde hatta birkaç yıl öncesine kadar yaşadığım yerde nasıl böyle varlıklar var diye? Üstelik bunlardan bir tanesi eskiden okul servis şoförlüğü yapmış birisi (!), gerçekten daha da ürperiyorum tüm bunlarla birlikte.

En çok Mersin’de olmak istediğim andı tüm bunları öğrendiğim zaman. Barış Mahallesi’ne, Özgecan’ın yaşadığı yere, taziye çadırının kurulduğu yere gitmek istedim çok. Sevenleriyle, tanımayanlarıyla konuşmak istedim çok. Bir kez bile olsa annesinin gözlerinin içine bakıp sarılmak istedim çok.

Özgecan’da ben Türkiye’deki tüm insanları, kadınları, çocukları, Mersin’deki hatta Çağ Üniversitesi’ndeki arkadaşlarımı gördüm ben.

“Oğullarınıza, karşı cinse saygı duymayı öğretin. Gece yarısı evine dönen kadının “aranmadığını” öğretin. Bir kadının omzunda arkadaş olarak da sarılabileceğini öğretin. Dokunmaktan korkmamasını öğretin. Sevmenin değer verme olduğunu öğretin. Sahip çıkmayla, sahip olmanın farklı olduğunu öğretin. Hiç kimseyi küçük görmemeyi öğretin. Ama bunları önce içinizdeki “çocuğa” öğretin.”

“Kadınlara iyi bir hayat yaşatmayı boşver, öldürmesen de yeter.”

“Ve bir ses yükseldi Veda Hutbesi’nden; Kadınlar size Allah’ın emanetidir.” – Hz Muhammed

– Serra (14.02.2015)

IMG_8342            IMG_8344

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s