İçinden geleni yapmıyorsun, biliyorum…

Ben, daha on yedi yaşında olan bir öğrenciyim ve şu sıralar en çok düşündüğüm şeylerden bir tanesi hayatta içimden geleni mi, yoksa zorunlulukların getirdiği ödevleri mi yapıyor oluşum. İstemediğim ama yapmak zorunda olduğum şeyleri “ödev” başlığı altında topladım çünkü insanoğlunun içindedir her zaman ödeve duyulan o iştahsızlık ve can sıkıntısı. Bu “isteksizlik” bana kalırsa küçük yaşta öğretmenin verdiği ödevden başlar, bir süre sonra aileye olan ödev, devlete olan ödev, hatta hayatınızdaki partnerinize olan ödev haline gelir.

Söylediklerime katılıyor musunuz bilmiyorum ama, bence bu ödevler “ciddi” ve “ciddi olmayan” şeklinde iki başlık altında toplanıyorlar hayatımızda. Örneğin; kaliteli bir hayata sahip olabilmek için iyi bir bölümü, başarılı bir universitede kazanmak adına sınava yönelik ders çalışmak ciddi bir ödev iken, bir annenin sekiz yaşındaki çocuğunu sabahları keman dersine götürebilmesi için erken uyanması ciddi olmayan bir ödevdir.

Beni, bu başlıklar altında kaçınılması mümkün olmayan “ciddi” ödevleri yapmaktansa, günlük hayatımızı etkileyen küçük şeyleri içimizden gelmesine rağmen bir ödevimiz olduğu için yapamamamız üzüyor. Üniversite sınavına gireceği için doğumgününü arkadaşlarıyla kutlayamayan Ayşe’ye yazık değil mi? Ya da bir hafta sonra şirketi adına üzerinde çalıştığı bir sunumu olduğu için çocuklarını bu haftasonu göremeyen, eşinden boşanmış Mehmet’e? Hatta ailesinin zoruyla istemediği biriyle evlenen Zeynep’e de yazık bence. Sırf bir ödevi olduğu için içinden geleni yapamayan bana, ona, size, kısacası herkese yazık.

tumblr_my3o21a1Jb1ql79k6o1_1280

Kendimize acımamız ve kaybettiğimiz zamanlar için yazık dememiz bir şey fark ettirmiyor tabii ki. Zaten amacım da kimsenin kötü hissetmesine neden olmak değil. Fakat farkındalık önemli bir şey bence. Bundan sonra yapacağınız işlere başlamadan önce bir düşünün derim, içinizden onu yapmak geliyor mu bir bakın. Sanki hayat yaptıklarımızı seçebildiğimizde daha bir huzurlu, daha bir mutlu.

tumblr_nl9krgCHfE1r92is3o1_500
Bilmiyorum, belki de yanılıyorumdur. Bundan ötürü dediklerime katılmak zorunda da değilsiniz. Fakat geçen gün bir müzik kanalında adını oldukça duyurmuş olan Avicii adlı bir djin müzik videosunu izledim. Klibi Rory Kramer adında biri hazırladığı için video onun hayatını yaşarken kaydettiği anlardan oluşmakta. Kimdir bu Rory derseniz açıkcası başlangıçta ben de bilmiyordum çünkü ne bir oyuncu, ne bir model, ne de bir şarkıcı. Tek bildiğim şey kendisini “life liver” olarak tanımlayışı. Hayatı dolu dolu yaşıyor ve bunu yaparken maddi açıdan zengin olmak umursadığı en son şey. Sosyal medyada takip etmeye başladığımda anladım hayatı ne kadar anlamlı yaşadığını. Geziyor, görüyor, eğleniyor, tek yaptığı bu…

tumblr_nl48qsCjfu1sjw060o1_500

Bu videoyu gördüğümde sınav haftasına hazırlanıyordum ve sadece bir gün kalmıştı haftanın başlamasına. Şimdi hayal edin; masa başında çalışmaktan bunalmışım, gözlerim yorgunluktan seyirmeye başlamış ve biyolojiye sadece lanet okuyorum. Bir süre sonra, daha fazla ders çalışmaya devam ederek Bakırköy’ü zorlamamak için aşağıya inip televizyonu açtım. Şans eseri en son bir müzik kanalı açık kalmış, karşıma bu video çıktı. Tam ben “Dünya neden var? Biz neden varız? Bunun bir sonu yok mu?” triplerindeyken izlemeye başladım ve videonun sonlarına doğru kelimenin tam anlamıyla ağlamak istedim. On yedi yaşındayım, düştüğüm duruma bak dedim kendi kendime. İnsanlar hayatı yaşıyorlar ben burda acaba matematiğe hangi gün çalışmaya başlarsam yetiştiririmi düşünüyorum. Bulunduğum duruma gülsem ayrı gülmesem ayrı, böyle garip bir duygunun içine düştüm.

Bunları anlatmamın tek bir nedeni var, o da hepimizin sistem altında ezilip kalarak içimizden geleni yapamadığımızı düşünmem. Bu yazıyı okurken yapmak istediğinizi düşündüğünüz ama bir türlü fırsat bulamadığınız ne varsa yapın derim ben. Bir gün gelecek ve hepimiz bu dünyadan gideceğiz, en iyisi burada bize verilen zamanı olabildiğince güzel değerlendirmeye çalışmak. Size hayata meydan okuyun demiyorum asla, sadece içinizden geleni yapmanızı öneriyorum. Yaşınızın kaç olduğunun da önemi yok bence. Hem ne demiş atalarımız, zararın neresinden dönersen kardır… 🙂

Yazımda bahsettiğim video, izlemenizi öneririm! 🙂

-Pelinsu Arslan (Konuk Yazar)

Leave a Reply