Sinema Kültürü #2

Önceki yazı: Sinema Kültürü #1

Sinemada 1920lere geldik… Bu dönem için günümüz temellerinin atıldığı zaman diyebiliriz. Çünkü Hollywood şuanki baskınlığına o dönemde ulaşmaya başladı. Ve Avrupa Sineması farklı ve sanatsal akımlar çevresinde gelişti. Sessiz Sinema dönemi kapanıp daha yeni, daha farklı ve daha etkileyici olan günümüz Sesli Sineması ortaya çıktı. İlk defa ” star ” kavramı oluşmaya başladı.

Önce o dönemdeki Amerikan Sineması yani Hollywood ile başlayalım. Aslında ne kadar sinema Amerikan olsada onu yapanların çoğunluğu Avrupalıydı. Bir çok Avrupa doğumlu yönetmen Amerikaya göç etmiş ve yıldızları orada parlamıştır. Charlie Chaplin de bunlardan biridir. Kendisi İngiliz olmasına rağmen 1910 yılında Amerika’ya göç etmiş ve bugün bilinen bir çok filmini orada çekmiştir. Aynı zamanda bu dönem Hollywood’da yine hep Chaplin ile anılan ”Slapstick” türünün popüler olduğu dönemdir. Bu tür, fiziksel hareketlere dayanan sessiz komedidir.

Avrupaya geçtiğimizde ise 3 ana akım ile karşılaşmaktayız. 1. Fransız ”izlenimciliği” 2. Alman ”dışavurumculuğu” ve 3. Sovyet ”kurgusu” bu üç akım savaştan sonra dağılan sinema sektörüne sanatçıların girmesiyle ortaya çıkmışlardır.

20lerde Fransa’da sinema klüpleri kurulmaya başlanmış ve günümüz festivallerinin daha o zamandan temelleri atılmıştır. Aynı zamanda yapılmakta olan sürrealist çalışmalar da sinemayı etkilemiştir. Ve sinema artık Fransa’ da yüksek sanat mertebesine ulaşmıştır. Bütün bunların sonucu olarak da kendine özgü taktiklere sahip izlenimci sinema doğmuştur. Bu sinemanın özellikleri çekim tarzları, açıları ve çerçeveleriyle çok uğraşmış olmalarıdır. Örneğin hayal gibi durumlarda iki kareyi üst üste bindirme gibi taktikler oluşmuştur.

İkinci akıma geçecek olursak, rahatça söyleyebiliriz ki Alman sineması mitlerden beslenen hikayelere sahiptir. Ve bu hikayelerdeki hayalet vb. ögelerin çokluğunun etkisiyle ve kullanılan taktikler sonucu günümüzde korku filmlerine dönüştüklerini varsayabileceğimiz dışavurumculuk ortaya çıkmıştır. Almanlar çıldıran dünyayı yansıtmak istedikleri için her konuda abartıya kaçmışlardır. Çok keskin çizgiler içinde çalışmışlardır. Filmlerin mizanseni de bize bunu yansıtır aslında. Keskin renkler, belirgin geometrik şekiller vb. kullanılmıştır. Bu türün günümüzdeki en güzel temsilcisi Tim Burton’dur.

1_zoom

Ve son olarak Sovyet Kurgusu’ndan bahsedeceğiz. Sadece hoş görünsün, insanlar izlesin diye film yapmamıştır ; sinemayı adeta bir manifesto aracı gibi kullanmış hem eğlendirmek hem de eğitmek için film yapmıştır. Kurguyu hızlandırarak stresi arttırma başarısı bu dönemde farkedilmiştir. Aynı zamanda yeni film çekmenin zorluğundan dolayı eski filmleri parça parça bölüp farklı şekillerde birleştirildiğinde nasıl farklı anlamlar çıktığını araştırmışlardır. Bu dönemin en önemli yönetmeni -ne kadar kişiden kişiye değişebilir olsada en azından en çok etki getireni- Einsenstein’dir. Kendisi Marx’tan çok etkilenmiş ve onun düşüncelerini yaymak amacıyla kurguda zıtlıkların uyumu gibi farklı yöntemler denemiştir.

moGmd7N

Bir sonraki bölümde Film Dilinin 4 temel ögesi hakkında yazacağım…

Bir sonraki yazı: Sinema Kültürü #3

-Pınar Binay (Konuk Yazar)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s