THE FLASH

Yayınlanacağı tarihten haftalar önce nete düşen pilot bölümünü içindeki sürprizleriyle izlemiştik. Sonra başladı gümbür gümbür bir sezonu tamamladı. Şimdi herkesin dilinde bu dizi. Herkes çok beğenerek izliyor ve sanırım en hızlı popülaritesi artan dizi olabilir. Bunun nedenlerinden biri de muhtemelen temelinin Arrow’da atılmış olması. (Dizinin pilot bölümünün CW’nin kuruluşundan beri en çok izlenen dizi açılışı ve bölümü olduğunu hatırlatayım.)

xn4BZ

Dizinin yaratıcısı Greg Berlanti (Arrow), Andrew Kreisberg (Arrow), Geoff Johns (Smallville, Arrow). Bir bölüm süresi 42 dakika ve Amerika’da yayınlandığı kanal The CW.  & Türkiye’de yayınlandığı kanal ise CNBC-e.

the-flash-banner-104171

Flash, DC Comics evreninin süper kahraman üyelerinden biri. DC Comics bayağı geniş bir evren ve bu dizi daha çok Flash karakterine odaklansa da Arrow’dan gördüklerimizle tahmin edebileceğimiz üzere aynı evrene ait tanıdık birçok süper kahraman ve düşmanla tanışma ihtimalimiz yüksek.

Flash karakteri bu evrende 3 farklı çağa ayrılmış. Altın Çağ, Gümüş Çağ ve Modern Çağ… Hepsinin Flash karakterleri ve yaşadıkları zamanlar farklı. Ama Flash karakterleri de bir şekilde birbirleriyle bağlı. Biz başrol olarak gümüş çağının Flash’ı Barry Allen’ı izliyoruz. Bu ufak bilgiyi bilmek da bu karışık evren için gerekli.

Şimdi bu çizgi roman Flash’ını bir kenara bırakalım ve gelelim bizim Flash’ın hikayesine:

“Benim Adım Barry Allen ve Ben Yaşayan En Hızlı Adamım”

The_Flash_TV_Series_Poster-3

The Flash dizisinin pilot bölümü Barry’nin komadan uyanmasıyla başlar. 9 aydır komada olan ve gözlerini STAR Labs adlı bir araştırma merkezinde açan Barry’nin hiçbir şeyden haberi yoktur. Komaya girdiğinden beri farklı bir metabolizmasının olduğu, dokularının daha hızlı iyileştiği kendisine anlatılsa da hiçbirini dinlemez ve laboratuvardan ayrılır. Ama geri dönmesi uzun sürmez. Başta her şey normal gibi gelse de Barry bazen normalden daha hızlı hareket edebildiğini, yaralarının hızla iyileştiğini fark eder. STAR Labs ekibiyle Barry, kendini suçla savaşmaya ve annesinin cinayetiyle suçlanan babasının suçsuzluğunu bu yeni güçleriyle kanıtlamaya adar. Central City en hızlısından yeni bir süper kahraman kazanmıştır.
The_Flash_(cast)

Karakterler

452766658

2a6070520d2e70febd082b3e69e6

Barry Allen / Flash – Grant Gustin

Henüz çocukken bir elektrik daha doğrusu ‘imkansız bir şey’ tarafından annesinin ölümüne şahit olan Barry sadece annesini kaybetmekle kalmaz, bu sıra dışı cinayet için babası suçlanır ve mahkum edilir. Bir anda hem annesini hem babasını kaybedince aynı zamanda babasının tutuklanmasında da görev alan en yakın arkadaşı Joe West tarafından yetiştirilir. Central City Polis Departmanı’nda olay yeri inceleme ekibinin bir parçası olan ve hayatına devam eden Barry, annesinin cinayetini bir saplantı haline getirmiştir. Kimse kendisine inanmıyor olsa da annesini öldürenin süper bir güç olduğuna ve babasının masumiyetine ölesiye inanmaktadır. Yıldırım sonrası gelen özel güçleriyle geçmişte yaşananların olağan olmadığına daha da emin olur ve bunu kanıtlamak için elinden geleni yapmaya karar verir.

250px-Joe_west

Joe West – Jesse L. Martin

Barry’nin babasının tutuklanması sırasında da görev alan ve Barry kanıtlarla gelene kadar da bir süre masumiyeti konusunda şüpheleri olan polis memuru West, Barry’yi oğlu gibi kabullenir ve kızı Iris’ten ayırmadan yetiştirir. Barry’nin özel güçlerine de sırdaş olan West, ona suçla savaşırken yardım eder; bir yandan da manevi oğlunun babasının masumiyetini kanıtlamak için eski davaları yeniden açar.

FLA01_KH_IRIS_1903r_672011b5lr_542a01d06d6633.10295578

Iris West – Candice Patton

Polis memuru West’in gazeteci/yazar/blogger kızı. Barry Allen’ın “en iyi” arkadaşı. Iris farkında olmasa da Barry kendisine karşı boş değildir. Iris, Barry komadayken, babasının iş ortağı Eddie Thawne ile çıkmaya başlamasıyla işler daha da karışır. Iris’in ortaya çıkar çıkmaz gizli kahraman Flash’a karşı özel bir ilgisi olduğundan da bahsetmek gerek. Onunla ilgili her şeyi araştıran hatta hakkında blog hazırlayan Iris, Flash’ın en iyi arkadaşı olduğunu öğrenirse ne olacak bakalım.

Eddie_Thawne_Rick_Cosnett-5

Eddie Thawne – Rick Cosnett

Şimdilik geçmişi hakkında çok şey bilmediğimiz bu karakter, Keystone City’den Central City’ye transfer olmuş bir polis memuru; aynı zamanda da Joe West’in yeni iş ortağı. Iris West ile de yeni yeni ilişki içindeler.

STAR Labs ekibi;

1c83f43b48e8bd98e28194498334

Dr. Harrison Wells – Tom Cavanagh

STAR Labs şirketinin kurucusu olan bu karakterimizin de geçmişi biraz karışık. Barry’ye güçleri konusunda yardımcı olmaya çalışan/ en azından öyle yapıyormuş gibi görünen Dr. Wells, yıldırımlara ve doğaüstü güçlere neden olan STAR Labs’teki patlama sonrası tekerlekli sandalyeye mahkum olmuş. Pek bilgimizin olmadığı bu karakterin bilimsel bilgileri oldukça yüksek. Her bölümün son dakikaları kendisiyle ilgili sıra dışı bilgiler öğreniyoruz. Bakalım bunca şeyin altından neler çıkacak.

631e78abc8fbf018ba46f1acb62c

Dr. Caitlin Snow – Danielle Panabaker

STAR Labs çalışanlarında biri olan Caitlin de patlamada kayıp verenlerden. Şirket çalışanlarından olan nişanlısı Ronnie Raymond, hayli zeki ve biyomühendislik üzerine uzmanlık yapmış. Patlama sırasında cihazın yanında olan Raymond’tan bir daha haber alınamamış. Caitlin patlamadan sonra şirketi bırakmayan iki kişiden biri ve StarLabs’de bilimsel araştırmalar üzerine çalışmalar yapmaya devam ediyor. Flash’a yeni yetenekleri ve suçla savaşı konusunda da yardımcı oluyor.

906a581a7c47b76671f801a55063

Cisco Ramon – Carlos Valdes

STAR Labs ekibinin en genci. StarLabs’deki kazadan sonra Dr. Wells’i bırakmayan diğer çalışanı. Parlak bir makine mühendisi. Flash’a yeni durumu konusunda Caitlin gibi yardımcı oluyor. Komikliğiyle de öne çıkıyor.

*Güzel Rastlantılar

-Dizide Barry’nin babasını oynayan John Wesley Shipp, Flash’ın 1990 yapımı uyarlaması olan dizide Flash olarak yer almıştı.

-John Wesley’nin kendi dizisinin Flash’ına pilot çektiği yıl, yeni Flash’ımızı canlandıran Grant Gustin’in doğum yılı.

-İki Flash da Norfolk, Virginia doğumlu.

Amanda Pays de aynı şekilde iki yapımda da yer alan isimlerden.

-Dizide kullanılan Iron Heights hapishanesi Arrow’daki ile aynı. Barry’nin babasının tutulduğu yer.

-The Big Bang Theory’de sürekli flash tişörtüyle gezen Sheldon karakterine karşılık Flash karakterlerinden Cisco da Bazinga ve Taş-Makas-Kağıt-Kertenkele-Spock tişörtleri giyiyor.

Yani sonuç olarak Arrow’u seven ama fazla karanlık bulan veya biraz daha komik, rahat, ciddi olmayan bir dizi derseniz tam olarak Flash. Ben şu anda Arrow’u geçtiğini yüzde yüz eminlilikle söylüyorum. Barry’nin hafif mizahi yönüyle daha eğlenceli bir atmosfer yaratıldığını, bu yönüyle Arrow’dan ayrıldığını düşünüyorum. (Oliver’ı gülerken kaç kere gördük allah aşkına…) Şimdilik yıldırımdan etkilenen diğer süper güçlü kişilerle uğraşıyor Barry her bölüm. Sezon finalinde de önemli olaylar oldu. Ara sıra Arrow ve Flash arası geçişler olduğunu da hatırlatıyım. O bölümler MUH-TE-ŞEM!

IMDBDİZİNİN İNTERNET SİTESİ

-Aleyna

EF Santa Barbara 2015 w/Günübirlik Los Angeles & Six Flags Magic Mountain

Yeni videomuzda neler mi var?

Önce Santa Barbara’da geçirilen 1 aydan kesitler, tabii ki günübirlik Los Angeles ve muhteşem Six Flags Magic Mountain’den on-ride kesitler.

Videoyu izlemeden önce hepsi ile alakalı yazılara göz atmak isterseniz yukarıdaki kelimelerin üstlerine tıklayın!

Güney Afrika Günlüğü Part II – Sun City

PART 1 için tıklayın!

28 Ocak Salı, (3.gün)
Öncelikle, SeaWorld’ün ne olduğuna baktık ve tam olarak bildiğimiz WaterSports’muş. Suncity’nin, tahminim aksine çok güzel ve geniş bir kompleks olduğuna karar verdim. Valley of Waves çok eğlenceli ve dalga havuzu, nehir, food court dışında kaydıraklarda vardı: 5 tane. Temple of Courage en cesaret gerektireni..
Timsah çiftliği, en büyük ikinci timsah burda bulunuyor. 2.000 tane timsah var. Timsahlar soğukkanlı canlılar ve çok az hareket ediyorlar hatta 3 ay hareketsiz, 1 saat de su altında kalabiliyorlar.
Akşam 7*lı Palace Hotel’de yedik, açık büfeydi ama güzel olan asıl oteldi ve 7*’ına rağmen ucuzdu, sadece kişi başı R400. (yaklaşık 80TL) kesinlikle gidin 🙂 bu ülkemizin standartlarına göre ucuz diyebiliriz.
Turun eksiği bence Fil Parkı(turu)!!! kesinlikle, 10 kişilik minimum kişiyi sağlayamadığımızdan gidemedik ancak çok isterdim filleri sevmek, binmek, fotoğraflar çekmek.. Kesinlikle gitmenizi öneriyorum.

Labirent’ten kurtulunca üstten görme imkanı bulduk 🙂
7 yıldızlı otelin uzaktan görünüşü

Ertesi gün biz Suncity’deyken, annem halkın içine karıştı ve bize bu fotoğraflara bakmak kaldı..

IMG_6465_2 IMG_6498_2

Timsah parkı

IMG_6527_2

Küçük mirket arkadaşlarımızda olan enteresan bir özellik: yuvalarının tam ortasında ve en yukarda bir mirket, biz ona müdür demeye karar verdik, evi koruyor.

-Aleyna

Yazının devamı PART 3 için tıklayın!

Çürümeye ramak kalan hayat.

Yine yazmaktan gözlerimin karardığı beynimin dünyada çalışmadığı başka bir boyuta girmiştim, sırtım masanı başında günlerce kalmaktan kambur haline dönüşmüş, ellerim ağrıdan titrer olmuştu her iki baş parmağımda ise nasırlar oluşmuştu bunu yeni fark ediyordum, gece yine karanlık, hiçbir zaman turuncuya dönüşmeyecek galiba, kafamı sol tarafa doğru çevirdim pencereye doğru baktım aylarca açılmayan pencereye ve onun önünde aylarca çekilmeye muhtaç beyaz renginden gri renge dönüşmüş perde vardı “ben sizi bu halinizle de seviyorum çocuklar” dedikten sonra önüme bakmıştım. Masam da  3 tane kupa bardak 2’si yarım kalmış çay 1’i ise su dolu ve hala içilmemişti muhtemelen çaylar 2 haftalık sudan hiç haberim yoktu, yazmaya devam etmiştim konu çoğunlukla olduğu gibi yine edebi tarzda varoluşsal insan psikolojisi ve birazda parçalanmış yeraltı edebiyatı, insanların hoşuna gitmeyecek tarzda yazılar yazdığımı biliyordum daha çok gerçekler üzerine yazılar yazdığımı da biliyordum ve yazmaya devam ediyordum; zaten 50 60 kişiden oluşan okuyucum varken ve onların hayatı da benim hayatıma benzer enkaz altı yaşam üzerine savaş verir iken bunlara dikkat etmem gereksiz olurdu çoğunluğun sevdiği liseli aşıklar konu başlıklı yazılar benim hayatın lügatına uyacak bir durum değildi ben ruhu merdümgiriz bir hal almış, yapacak onca şey varken hiç bir şey yapamayacak olan bir bireydim, fakat bu benim suçum değildi. Aylarca dışarı çıkmamış gün ışığından yoksun penceresini açmamış çürümeye ramak kalan bir odanın için de yaşamımı yazarak geçiren ve bunların en gereksiz kısımlarını yayınlayan işe yaramaz boş insanın tekiydim… Birden Samatya’nın sesi belirmişti kulağımda “ev çok havasız ben kesinlikle böyle duramazdım” demişti geçen aylardan birinde eve geldiği vakit. Kendimden gayet emin bir tavırla ayağa kalkıp ve hiç düşünmeden perdeyi hızla açmıştım gün ışığı karşıladı beni ardından pencerenin her iki panjurlarını iterek pencereyi açmıştım rüzgar sanki bu günü beklercesine odama saldırmaya başlamıştı düzenimi bozduğum için biraz rahatsız olmuş fakat Samatyam’ın verdiği cesaret aklıma geldiğinde hafif tebessüm almıştı yüzümü, ve evet asıl korktuğum şey başıma gelmişti, sandalyeme oturmuştum fakat sandalyeden kalkarak girdiğim boyuttan çıktığım için haliyle benimin fişi çekilmişti yazacaklarımı unutmuştum sandalyeden kalkarken aklıma getirmeliydim bu yaşta ağır unutkanlık çektiğim için kalkmamalıydım fakat onu bile unutmuştum. Evet bu durum da 1319. Sayfam yarım kalacaktı aslında konunun başını okusam belki gelebilirdi aklıma fakat üzerime ağır bir üşengeçlik çökmüştü (sanırım Samatyadan kaptım bu üşengeçliği) ve kendime büyük bir ödül vererek artık organım haline gelen üzerimdekileri çıkartıp yeni bir şeyler giyecektim ve her zamanki banka gidip bir şeyler içecektim.

-Onur Güneş (Konuk Yazar)

Attila İlhan’ı “Attila İlhan” Yapan (Mansiyon Ödüllü) Bölüm 2

PART 1 için tıklayın!!

Duvar’da, II. Dünya Savaşı döneminde idam cezalarına tanıklık etmiş iki duvar kişileştirilerek konuşturulmaktadır. Duyarsızlık imgesi olan duvarlar, insanların savaşın çılgınlığıyla birbirlerini öldürmelerine akıl erdirememekte, insanlara göre daha duyarlı olmakla birlikte daha çok da acı çekmektedirler. Bu eserde gerilim; “gerilimli savaş”ın etkisiyle oluşmuştur:

“ben bir duvarım hiç güneş görmedim

sen hiç güneş görmemiş bir başka duvarminikbirmasal_139087146010

(…)

ya biz idam duvarıyız karşımızda çok insan öldürdüler

onlar hep döküldü biz hep ayakta kaldık

temelimiz kanla beslendi ama nedense uzamadık

öyle bakmayın bu yaralar şerefli yara değil “ (Duvar,88-89)

Duvar’ın giriş yazısında Attila İlhan savaş dönemlerini şu şekilde anlatmıştır “Biz harp çocuklarıyız. Bunalımların anaforundan geliyoruz.Yüksek gerilimler yaşadık. Dünyanın, ülkemizin, kendi kendimizin devrimlerini, değişimlerini gördük. Bu sancılar ve çarpıntılar sonunda, şiirimiz de bazı bir yumruk kadar sert ve haşin, bazı bir tokat gibi çatlayıcı, bazı da yoksul bir yürek gibi içli ve mahzun oldu. Fakat daima şu çizgiyi tutmasını bi1-1403696492lerek: yurt ve dünya için barış, bütün insanlar için hürriyet ve mutluluk! Evet, bunlar iki bin yıllık özlemler. Evet, bunlar için yüzyıllar boyunca çok şair eskidi ve ufalandı. Belki biz de eskidik ve ufalandık. Ama bunlar için. Az şey mi?”  (Duvar,10)

“Sisler Bulvarı” kitabındaki Sisler Bulvarı’nın yer aldığı bölümde, Attila İlhan’ın ideolojisi olan toplumcu gerçekçi dünya görüşü yer almamaktadır. Bu şiirlerde “Ben” baskınlığı söz konusudur. Ancak“ben” toplumun gerçeklerinden büsbütün sıyrılmış bir “ben” değildir. Dönemin psikolojik, sosyolojik ve siyasi yapısıyla birlikte büyük şehirlerdeki insanların yalnızlaşması; “ben”in içinde bulunduğu gerilim olarak gösterilmektedir. Yakup Çelik, Sisler Bulvarı şiirindeki “ben”in yaşadığı gerilimi şu şekilde ifade etmiştir : “Ben”in ön planda olduğu şiirlerde, toplumcu gerçekçi düşünce, imajlar yumağı içerisinde, insanın yaşadıklarının arkasında sezdirilir. “Ben”in hür yaşama arzusunun arkasında siyasal baskıların, yerleşmemiş bir hürriyet ortamının varlığı dikkatlere sunulmaktadır. Attila İlhan, büyük şehir hayatının problemleriyle bunalan, gerilimi ve imkânsız aşkı yaşayan insanı, temelini 1951’in sonunda attığı sosyal realizm düşünceleri doğrultusunda ele alır.”

Attila İlhan yalnızlık hissini, yalnızlığın getirdiği korkuları ve İstanbul gibi büyük bir şehrin yarattığı gerilimi yaşamaktadır:

“sisler bulvarı bir gece haykırmıştıeudvvsszaueudvv

ağaçları yatıyordu yoksuldu

bütün yaprakları sararmıştı

 bütün bir sonbahar ağlamıştı

ağlayan sanki İstanbul’du

öl desen belki ölecektim

içimde biber gibi bir kahır

bütün şiirlerimi yakacaktım

yalnızlık bana dokunuyordu” (Sisler Bulvarı,60)

Serra

PART 3 için tıklayın!!

Yeni keşfettiğimiz bir blog, Birtakım Yazılar

Son zamanlarda beğenerek takip ettiğim bir blogdan bahsetmek istiyorum.

http://birtakimyazilar.com

Edebiyat, toplumdan tutun kitap, oyun, bilime; gezi yazılarından tutun futbola kadar çok konusu olan, hatta bu yüzden localibera’ya benzettiğim bu blog 2013’ten beri yayında. Her yazı birbirinden farklı, bazıları güldürürken bir başkası düşündürüyor. Hatta aa bende bile dedirtiyor.

Oyun olarak Adventure Capitalist hakkında olan yazıyı çok beğendim mesela, valla aynı etkiyi yaptı bende de oyun.

Bazı yazılar bunun gibi kısa, sıkmıyor, ama bir kaç satırla içinizdekileri okuyor

Türkiye’de yaygın olmayan ama yurtdışında sık sık komik olaylara sahne olduran sokak oyunlarının harika tanıtımı var mesela

Çok kişinin gözü yemediği interrail için öneriler desen, e o da var! (2017 yazında yapacağız biz, adım adım localibera’dan takip tabii ki 🙂 )

Yalan yanlış bir şey okumadan LSD neymiş onu merak ediyorsanız, birtakımyazılar’dan uzağa gitmenize gerek yok

Bir de halimizi hatrımızı anlatan BLOG YAZMAK adlı yazı var, çok doğru ya.

Yani neymiş, çok güzel blogmuş. Çok tavsiye ediyoruzzz!

-Aleyna

THE 100

The 100, The CW’nun karşımıza çıkardığı bir başka bilim kurgu-gençlik dizisi. Bu diziye mutlaka şans tanımanız ve öncesinde de ayrıntılı bir şekilde tanımanız için yazıya devam edin!

17332969100-show-tie-in-excerptTemelde bir kıyamet sonrası draması olan The 100, Kass Morgan’ın aynı adlı kitabından uyarlanıyor. Kitap oldukça yeni (dizi onay aldığında kitap henüz yayınlanmamıştı bile) ve bir serinin ilk kitabı. 2. kitap olan ‘Day 21‘ ise Amerika’da 2014’ün Eylül ayında yayınlandı. Serinin kaç kitap olacağı şimdilik belli değil. Yine de sonuç olarak dizinin birkaç sezon daha devam etmesi için malzeme şimdilik var gibi duruyor.

1977134_645649602149414_69782625_n

Yapım kadrosuna baktığımızda Matthew Miller (“Human Target,” “Chuck,” “666 Park Avenue” ), Jason Rothenberg (yeni çıkacak “Twilight Zone”), Bharat Nalluri (“Torchwood,” “Emily Owens, M.D.”), Leslie Morgenstein (“The Vampire Diaries,” “Gossip Girl”) ve Gina Girolamo (“The Secret Circle”) gibi isimleri görüyoruz.

2882056

KONU

97 yıl önceki nükleer Armageddon patlamasında medeniyetler yok olmuş ve Dünya yaşanılmaz bir hale gelmiştir. Yaşamayı başaran 12 ulustan yaklaşık 400 kişi ise Ark adındaki Dünya yörüngesinde dolanan bir uzay istasyonuna gidip burada yaşamını devam ettirmeye başlamıştır. Burada 3 nesil yetişmiş ve nüfus 2094’e ulaşmıştır.

the100ep11

Zamanla farklı ulusların birleştiği Ark’ta ölüm cezası ve nüfus kontrolü gibi oldukça sert müdahalelerin yer aldığı bir yönetim şekli uygulanmaya başlar. Suç işleyen biri, suçu ne kadar küçük olursa olsun anında idam ettirilmektedir ancak suçlu genç biriyse de hapse atılır.

Günümüze geldiğimizde kaynaklar artık tükenme noktasına gelmiş, buradaki insanlığın da sonu iyice yaklaşmıştır. Yetkililer Dünya’nın yaşanabilir bir duruma gelip gelmediğini bilmemektedirler. Bunu test etmek için 100 adet mahkum genci Dünya’ya yollamaya karar verirler ve hikayemiz böyle başlar.

100-TheCW1

Kimi Ark’takilerle bağını koparmak isteyen, kimi hükümetinin verdiği görevi yerine getirmeye çalışan bu gençler arasında daha gelir gelmez isyanlar, gruplaşmalar, lider olma çabaları ve sürtüşmeler başlar. Fakat onların aralarındaki bu farklılıkları aşmaları, Dünya’daki bilinmezlik ve tehlikeyle dolu olan yeryüzünü keşfetmeleri ve hayatta kalmak için iş birliği yapmaları gerekmektedir.

the100-1_1

KADRO VE KARAKTERLER

DÜNYA’YA İNEN GENÇ KARAKTERLER

10154152_653194551394919_560218243042031615_n

Clarke GriffinThe 100 (Eliza Taylor)

Dünya’ya inenlerin fiilen lideri olarak tanımlabileceğimiz Clarke, Ark’tayken kaynakların artık tükenme noktasına geldiğini ve sadece 4 aylık oksijenlerinin kaldığını insanlara açıklamak ister; fakat başaramadan yakalanıp hapse atılır. Babası ise aynı suçtan infaz edilir. Yeryüzüne indiklerinde tek amacı yaşamak ve emirlere uyup Ark’takilere Dünya’nın yaşanabilir bir yer olduğu haberini ulaştırmaktır. Fakat gruptakilerden bir çoğu bunu istemediği için önce onları ikna etmesi gerekir.
Aynı zamanda annesi de doktor olduğu için tıbbi konularda 100 kişi içinde en bilgili olan karakterimizi daha önce pembe dizilerde oynayan ve ilk büyük işi The 100 olan Eliza Taylor canlandırıyor.

Bellamy BlakeThe 100 (Bob Morley)

Bellamy, hapistekilerin Dünya’ya gönderileceğini öğrendiğinde aralarında olan kız kardeşi Octavia’yı korumak için hapse atılmaya çalışmış ve bunun için de Ark’ın yöneticisi Jaha’yı vurmuştur. Dünya’ya indiklerinde ekibin lideri olmak için Clarke ile mücadele eder. 100 insanı da yanına alarak Ark’la artık ilişkilerini kesmek ve burada yeni bir düzen kurmak ister. Bunun için de öncelikli olarak hükümetlerinin emirlerine uyanları engelleyip Ark’la iletişimlerini önlemeye çalışır.

Wells JahaThe 100 (Eli Goree)

Wells, Ark’ın sevilmeyen yöneticisi Thelonius Jaha’nın oğlu. Clarke’ın en yakın arkadaşıyken planlarını babasına ispiyonladığı için (en azından Clarke öyle sandığı için) şimdilerde araları açık. Suçu olmadığı halde sırf Dünya’ya inebilmek ve Clarke’ı korumak için kendini hapse attırmıştır.
Karakteri Emily Owens M.D.‘den tanıyabileceğiniz Eli Goree canlandırıyor.

Octavia BlakeThe 100 (Marie Avgeropoulos)

Bellamy’in asi kız kardeşi. Ailesi, Ark’taki 2 ve daha fazla çocuk yapma yasağına karşı geldiği için 16 yaşında yakalanıp hapse atılır. 1 senenin ardından Dünya’ya gönderildiği için mutludur ve özgürlük ile doğayı keşfetmenin keyfini çıkarır.
Karakteri The Inbetweeners ve Cult ile tanıyabileceğiniz Marie Avgeropouloscanlandırıyor.

Finn CollinsThe 100 (Thomas McDonell)

Finn, Clarke’ın yanında olan, onun dediklerini yapan ve ekiptekilere de yaptırması için ona destek çıkan, iyi niyetli, sakin biri. Zamanla Clarke’a karşı romantik duygular da beslemeye başlıyor.
Karakteri Suburgatory ile tanıyabileceğiniz Thomas McDonell canlandırıyor.

Jasper JordanThe 100 (Devon Bostick)

Jasper gayet sıcakkanlı, saf ve iyi niyetli, tipik bir, arkadaş. Ark’ta en yakın arkadaşıyla birlikte yemek çalmaya çalışırken yakalanıp tutuklanmıştır. Dünya’da da tek niyeti yardım etmek, yemek bulmak, hoşlandığı Octavia’ya kendini göstermek olmuştur.

Monty GreenThe 100 (Christopher Larkin)

Jasper’ın en yakın arkadaşı Monty, zeki ve teknolojik şeylerle arası oldukça iyi olan biri. Ark’la iletişime geçmek için başta Clarke olmak üzere bu konuda istekli olanlara yardım etmeye çalışıyor.

ARK’TA KALAN KARAKTERLER

The 100

Abigail “Abby” GriffinPilot (Paige Turco)

Ark’ta kalan yetişkin tayfadan Abby, Clarke’ın annesi ve buranın en önemli doktoru. Ark’ın yönetiminde de sözü geçenlerden biri. Kocasının ölümünü engelleyemediği için kızı ona öfkeli ve o da umutsuzca Dünya’da onunla tekrar biraraya gelip aralarını düzeltme isteğinde.

The 100Thelonius Jaha (Isaiah Washington)

Ark’ın başvurduğu kötü yönetim şekilleri nedeniyle sevilmeyen lideri. Bellamy kendisini vurduğu için geçirdiği ameliyattan beri komada.
Karakteri Grey’s Anatomy ile tanıyabileceğiniz Isaiah Washington canlandırıyor.

Marcus KanePilot (Henry Ian Cusick)

Ark’ın kurul üyesi ve Jaha’nın en büyük yardımcısı. Sözü Jaha’dan sonra geçen kişi. Hayatta kalmak ve her konuda kendini sağlama almak için her şeyi yapabilecek biri. Öyle ki Ark’taki bir grup insanı oksijen kazanmak için öldürmeyi dahi düşünebiliyor.
Karakteri elbette Lost‘un Desmond’ı olarak sevdığimiz Henry Ian Cusick canlandırıyor.

1620680_648533445194363_7224227976367070885_n

IMDB Dizinin İnternet Sitesi

-Aleyna

Hem The CW dizilerinin hem de güzel bir bilim kurgu yapımının özelliklerini yeteri kadar bulunduran The 100’a şans verecek herkese iyi seyirler… ki bence verin!