Attila İlhan’ı “Attila İlhan” Yapan / (Mansiyon Ödüllü) Bölüm 3

PART 2 için tıklayın!!

Yakup Çelik, Attila İlhan’ın şiirlerini incelediği “Şubat Yolcusu” adlı çalışmasında, “Sisler Bulvarı” adlı eserin teması üzerinde durmuştur. Çelik, İlhan’ın “Sisler Bulvarı” adlı şiirinde şairin ne olursa olsun aşktan vazgeçmediğini belirtmiş ve bunu şu şekilde ifade etmiştir :

“Sisler Bulvarı şiirinde, “ben”in yaşadığı gerilim anında bile aşkı göz ardı etmediğini, sevgilisini

yaşadıklarından haberdar etme isteğini yakalamak mümkündür.”

“Ben Sana Mecburum” kitabı ise , ilk sayfasından gerilim ve tereddüt ifadeleri ile başlamaktadır:157866

“Boynuna o yeşil fuları sarma çocuk

gece trenlerine binme kaybolursun

sokaklarda mızıka çalma çocuk vurulursun”  (Ben Sana Mecburum,9)

İstanbul, Attila İlhan’ın ölümüne sevdiği bir şehirdir ancak aynı zamanda başına gelen çoğu olayın da kaynağı olmaktadır. Kitabın ilk şiirinde de bunların etkisiyle oluşmuş bir gerilim görülmektedir:

“Ulan bunu sen de bilirsin İstanbul

Kaç kere yazdım kimbilir

Kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken

1949 Eylül’ünde birader mirc ve ben

Sokaklarında mohikanlar gibi ateş yaktık

Sana taptık ulan

Unuttun mu

Sana taptık.” (Ben Sana Mecburum,15)

minikbirmasal_139087146010Attila İlhan’ın kendi içinde yaşamış olduğu “iç gerilimler” ise Ben Sana Mecburum şiirinde görülmektedir. Bu şiirinde şair, bir kadına şiddetli bir tutkuyla aşık olmuş ancak araya bir süre ayrılık girmiştir. Bu süre içinde Attila İlhan, sevgilisinden kopamamış, onu unutamamış, tam tersine ona olan bağlılığı daha da artmıştır. Bunlarla birlikte aklında oluşan düşünceler onu kendi iç gerilimine sürüklemiştir:

“belki haziran’da mavi benekli çocuksun

ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

belki yeşilköy’de uçağa biniyorsun

bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor

belki körsün kırılmışsın telâş içindesin

kötü rüzgâr saçlarını götürüyorphpThumb_generated_thumbnail

(…)

ben sana mecburum bilemezsin” (Ben Sana Mecburum,91)

İlhan, Böyle Bir Sevmek kitabındaki “Böyle Bir Sevmek” şiirinin “Ne kadınlar sevdim zaten yoktular” dizesini Aruz Edebiyat’la yaptığı ropörtajda şu şekilde dile getirmiştir: “Ben Suna ile evlenmeyi düşünüyordum, ama nasıl evlenecektim, babası bana açıkça kızımla birbirinize çok yakışıyorsunuz ama ona nasıl bakacaksın diye sordu… Doğru söylemişti, o kızla evlenecek olsam nasıl bakabilirdim. Çünkü, benim bir yerden devamlı maaş alarak çalışmam mümkün değildi. Çünkü, komünist diye adı çıkmış olanlara iş vermezlerdi. O ortamı yaşayan insanların aşkı da gündelik hayatı da askıda yaşamaktır. Benim kitaplarımdan bir bölümünün adı ‘Askıda Yaşamak’tır. Askıda yaşamak işte budur, bir dakika sonranın ne olacağı belli değildir. Böyle olunca da sen hayali aşklar yaşıyorsun, çünkü hayali bir kadın seninle her an beraberdir…”

Serra

 

Son bölüm için tıklayın. (PART 4)

Reklamlar

5 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s