Sorbonne Nouvelle – Paris 3’te İletişim Okumak

Çok fazla şey yazdım, çok fazla şey anlattım. Sanırım sıra artık okulumdan ve okuduğum bölümden bahsetmekte. Sorbonne Nouvelle’de iletişim okumak yazısını okumak çok kolay değil mi? Gelin bir de okuması kolay mı onu konuşalım.

Bilboard yaptırmadık ya da televizyona reklam vermedik ama malumunuz Sorbonne’da iletişim okuyorum ve istemsizce sürekli bunu dile getiriyorum. Ben de bu yüzden size kendi okulumdan, bölümümden, insanlarından bahsetmeye karar verdim. Okulum Paris 3, buradaki üniversitelerin isimleri genelde bu şekilde oluyor (özeller hariç) ; Paris 1, Paris 5, Paris 7 vs.. Eskiden tek okul olan Sorbonne reformdan sonra ayrı ayrı okullara ayrılıyor ve farklı isimler alıyor; Pantheon Sorbonne, Paris Sorbonne, Sorbonne Nouvelle tarzında. Her ne kadar çok benzer yanımız olsa da, okullarımızın hepsi gerçekten de birbirinden farklı. Benim okulum adı gereği (Yeni Sorbonne) daha yenilikçi olmaya çalışan, sanatsal, medyatik ve sözel alanları olan bir okul mesela.

FW_20071021

Aramızdaki farklara gelirsek, Fransa’daki üniversitelerin genelinde devamsızlık yapmak-yapmamak muhabbeti çok önemli bir konu çünkü TD olarak adlandırılan ve 30-35 kişilik sınıflardaki bu derslerin genelde devam zorunluluğu var, bu TD’ler için 3 devamsızlık hakkınız oluyor. Bende böyle bir şey yok mesela 🙂 Öğretmen siz ne kadar devamsızlık yaparsanız yapın sizin notunuzu, sınavınızı etkileyecek bir şey yapmıyor / yapamıyor. Eğitim sistemleri tamamen düşünmeye ve fikir üretmeye iten bir sistem, yani en azından benim bölümümde böyle. Bu okuldan mezun olacaksanız farklı olun, farklı düşünün, ileride olun istiyorlar. İlkokuldan liseye süren eğitim hayatında, ezberden nefret edip ezberlemek yerine anlamaya – akılda tutmaya çalışarak sisteme kendince karşı gelen ben bu durumdan memnun. Bir şeyler ezberlemem, kafama kazımam gerekmiyor. Aksine, her şeyi çok iyi anlamam ve buna kendi yorumumu, genel kültürümdeki örnekleri katabilmem gerekiyor sınavların büyük kısmında. Ezber de hiç yok demiyorum, bazı kavramların ve terimlerin ne olduğunu soruyorlar mesela, ona da yine kendi cevabımı kendi kelimelerimle vermem gerekiyor.

Logo P3

Onun dışında 2017/2018 yılında İletişim bölümüne başvuran öğrenci sayısı okulumuzdaki tüm bölümlerde rekor kırmış ve 40.000’e yakın başvuru gelmiş. Korkutucu geliyor ama biz seçilen 180 kişiyiz.

Ders programlarına gelecek olursak şuan daha ilk yılım olduğu için pek bir seçmeli ders şansım olmadı, sadece İngilizce’nin seviyesini seçtim bir de isteseydim A2 seviyesinde başka bir dil seçebilirdim ama önümüzdeki yıllarda seçmeli dersler gelir mi gelmez mi bilmiyorum.

Derslere gelecek olursak, ilk dönem çalışmayı en sevdiğim derse karşı arada sırada nefret krizleri geçiriyordum bknz: Tarih. Ama yanlış anlamayın Louis XIV’li falan güzel tarihler değil bunlar baya baya kitabın, matbaanın, baskı çeşitlerinin tarihi. Yine de gelin görün ki her ne kadar Fransa’daki baskının tarihiyle Türkiye’dekinin arasında bağ bile kuramayacağım kadar farklar olsa da en sevdiğim derslerden biriydi. Onun dışında Göstergebilim dersim vardı (sémiologie) ki gerçekten de görsellere, reklamlara, fotoğraflara farklı bakmaya başladım. Görsel olan çoğu şeyin içindeki gizlenen mesajları görmeye başladım, farklı bir bakış açısı kazandım. Bu dönem psikoloji dersim ve dersin son beş dakikasında bize zamanında deney amaçlı kullanılmış videolar izletip psikolojik gözlemler yapan bir öğretmenimiz var. (Bunu nasıl açıklasam bilemedim ama büyük üçgen, küçük üçgen, ortalıkta koşturan bir yuvarlak ve açılan kapanan bir dikdörtgen izleyip ne gördüğümüzü anlattık desem özetlemiş olabilirim). Sonra başka, markalarla ve markettingle ilgili yine ilgi çekici bir dersim var. İkinci dönemimin favori dersi olmaya hak kazanmış Amerikan Siyaseti dersim var ki kaç yüz sayfa okuyoruz, neler öğreniyoruz kaç sunum yapılıyor sayamıyorum ama yine de açık ara favorim. Anlayacağınız, ileride iletişimin hangi alanına yönlenmek istediğimizi görmemizi sağlayacak derslerimiz var.

Okuldaki insanlar genel olarak inanılmaz yardımsever ve sıcak. Fazla bir rekabet ortamı olmadığı için de herkes size notlarını atıyor ki bence en iyi yanı da bu. Onun dışında bolca grup projeleri oluyor, onlar da yine iyi bir grup kurduğunuz zaman gayet iyi geçiyor.

Parvis de Censier en octobre 2014

Ama gelin görün ki ZOR. Hem de ÇOK ZOR. Tüm bu saydığım güzel şeyleri bir kenara bırakın ve bu gerçekle yüzleşin derim gelmeden önce. Şöyle bir şey var çünkü, adını vermek istemediğim hem özel hem de (güyya en iyi) devlet üniversitelerinde bile okul dönemi boyunca çalışmayıp, hatta çoğu derse gitmeyip, bütünlemeye falan da kalarak sadece sınavlara delice abanarak okul geçebiliyorsunuz, normal sürede bitirebiliyorsunuz. (Burada hiç bir okula hiçbir eğitim sistemine doğrudan eleştiri yapmak istemiyorum, herkesin okulu kendine güzeldir tabii. NEYSEE.) Bizde her gün o şekilde bile çalışsanız geçip geçmemeniz belli olacak iş değil. Yani anlayacağınız tüm bu hikayedeki en sıkıntılı ve en önemli faktör okulun zor olması diyebilirim.

Umarım az çok okulumu ve bölümümü anlatabilmiş, nadir de olsa Paris 3’te İletişim okuyacaklara fikir verebilmişimdir. Bir sonraki yazılarda görüşmek üzere!

Serra

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s