Dresden, Almanya

Dresden, II. Dünya Savaşının son günlerinde, hatta savaşın bitmiş olmasına rağmen, öyle bir bombalanmış ki, şehrin sadece dörtte birinden azı ayakta kalabilmiş. Almanya‘nın bu görkemli şehrinde dolaşırken, eğer geriye kalan buysa, acaba öncesinde Dresden nasıldı diye merak ediyoruz Serra’yla yürürken. Burada bir günlüğüne duruyoruz, gece kalmayacağız, bu yüzden etrafa bakınıyoruz bol bol. Birazdan koştuğumuz anlar gelecek. Görkemli barok mimari her yerde. Her yıl kenti ziyaret eden binlerce turist tarafından Kuzeyin Floransa’sı olarak anılıyor.

 

Çekya’ya yakın şehrimiz, ve ortasından Elbe Nehri geçiyor. Ortasından nehir geçen şehirler hep bir güzel gelmiştir bana, neden bilmiyorum.  (Bakınız Ljubljana)

Günümüzde Dresden’in başkentlik ettiği Saksonya Eyaleti ‘İsviçre Saksonyası’ olarak da biliniyor. Saksonya’da Dresden’in yanısıra Leipzig ve Chemnitz var. Augustus the Strong yani Güçlü Augustus, şehrin şu anki halini planlamasıyla bugün karşımıza görkemli ve kendine hayran eserlerle dolu bir kent ortaya çıkmış. Şehir birçok tarihi ve küçük Avrupa şehri gibi Altstadt (Eski şehir) ve Neustadt (yeni şehir) olmak üzere iki bölüme ayrılıyor.

1. Zwinger

Dresden’in olağanüstü barok başyaptı Zwinger’e (Kale Avlusu) görkemli bir giriş olan Kronentor’dan sağlanıyor. Augustus bu bölgeyi yaratmak için sanatçılardan pek de ufak olmayan bir grup yaratmış. Sanatçılar mimar Matthaus Daniel Pöppelmann’ın önderliğinde çalışmış ve 1707’de başlanan çalışma 11 sene sürerek 1728’de bitmiş. Devasa avlu içerisinde bahçeler, havuzlar, çeşmeler ve birbirine bağlı 5 köşk bulunuyor. Ne ararsanız var şeklinde yani.

Dresden._Zwinger_&_Sophienkirche._-_Detroit_Publishing_Co.jpg

2. Residenzschloss

Saksonya’yı yöneten Wettin ailesinin mensuplarına ev sahipliği yapmış, Rönesans döneminden kalma bu eski kraliyet sarayı Residenzschloss (Royal Palace), 1709-1722 arasında yapılmış. Sarayın Grünes Gewölbe (Green Vault) bölümünde Augustus’un sanatı nasıl bir güç sembolü olarak gördüğünü fark ederken yürümeye devam ediyoruz. Saray ayrıca Münzkabinett’e (Bozuk Para Müzesi) ve yüzyıllar öncesine ait beş yüz binden fazla sanat eseriyle Kupferstichkabinett’e (Baskı ve Çizim Müzesi) ev sahipliği yapıyor. Bu iki konu da beni çok ilgilendirmediği için etrafa bakmakla yetiniyorum. Türk bir şey buldum diye deliren insanlardansanız eğer, sarayın görülmesi gereken yerlerinden Türckische Cammer (Türk Odası) bölümünde Osmanlı eserlerinin oldukça geniş bir koleksiyonu var.

Dresden_Residenzschloss_1.JPG

3. Albertinum

Aslında orjinalinde bir kraliyet cephaneliği. Adını 1884 ve 1887 arasında, kendisinin ve ailesinin topladığı ganimetleri saklamak için uygun bir yer haline dönüştüren Kral Albert’dan alıyor. İmparatorluk tarzı inşa edilmiş bu bina romantik periyoddan modern periyoda kadar uzanan dünyanın en muhteşem galerilerinden birine ev sahipliği yapıyor. Galerie Neue Meister, Caspar David Friedrich ve Gauguin’den Ernst Kirchner ve Georg Baselitz gibi sanatçıların eserlerini görmek mümkün.

 

4. Semperoper

Semper Opera House, Almanya’nın en meşhur tiyatrolarından biri. Theatherplatz meydanındaki bina R.Strauss’un pek çok eserinin prömiyerine sahne olmuş. Bu tarz etkinlikleri seviyorsanız, bakmanızı tavsiye ediyorum. Savaş sırasında yıkılan bina 1989’da tekrar açılıyor. Dresden’i Almanya’nın müzik ve kültür merkezi yapmak için çok fazla uğraşan bir başka sanatçı olan Weber’in hemen operanın dışında Zwinger’in gölgesinde bir heykeli var.

1920x1080-Dresden-Altstadt-Augustusbruecke-Silhouette.jpg

5. Brühl Terrace

Dresden şehrini tanımak, anlamak, görmek, Avrupa’da hissetmek için Brühl Terasa çıkmak ilk yapılması gereken şeylerden birisi. Elbe Nehrine nazır, sol kıyıda Rönesans, Barok ve Klasisizm tarzlarındaki muhteşem binalarıyla Dresden’in merkezi yer alıyor.

 

6. Altmarkt

1970’lerden kalmış muhteşem bir yapı Altmarkt, dev kare şekli ve onu çevreleyen sokaklar tam anlamıyla Dresden’in asıl merkezi diyebilirim. Tekrar yapılan Rathaus (Belediye Binası) burada bulunuyor.

 

7. Fürstenzug (Procession of Princes)

Johanneum’un duvarının dış kısmında porselen sanatının en muhteşem örneklerinden biri bulunuyor. Şahsen benim Dresden’de en çok beğendiğim yer oldu. Hatta uğraştım durdum fotoğrafını çekebilmek için, ama yok! Asla sığdıramadım. Yaklaşık 100 metre uzunluğundaki Meissen çinisi kraliyet döneminde yapılmış muhteşem bir eser. Saksonya kraliyetinden yüzden fazla üyenin ve yarısından çoğunun da at üzerinde ki tasvirleri bu devasa mozaik üzerinde sıralanmış. Üzerinde tam 25,000 parça bulunuyor ve her biri 1904-1907 yılları arasında Wilhelm Walther tarafından boyanmış. Temsililer kronolojik olarak sıralanmış: 1694, Augustus’un atı bir Protestan reformunun ve Martin Luther’in temsili olan gülü çiğniyor.

Fürstenzug_in_der_Augustusstraße_in_Dresden...IMG_7478OB1.JPG

Biz tur kapsamında otobüs ile geldik. Turda Prag, Viyana, Budapeşte, Dresden, Bratislava, Karlovy Vary gibi bir çok yer vardı. Ama Almanya turu veya Saksonya turu gibi düşünüyorsanız, Türk Hava Yolları Leipzig’e aktarmasız uçuyor. Leipzig Havaalanı’ndan Dresden’e trenle ulaşabilirsiniz. Yolculuk yaklaşık bir buçuk saat sürüyor. Berlin, Dresden arası ise trenle yaklaşık iki saat.

 

Aleyna

Reklamlar

4 thoughts

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s