Paris’te Yaşadığım Kültür Şokları

Eylülden beri fark ettiğim ve kendi aramızda da konuşurken diğer Türklerin de benle aynı şeyleri gözlemlemesinden yola çıkarak Paris’te geçirdiğim 8 ayın sonunda başlarda bana ilginç gelen şeyleri paylaşmaya karar verdim.

1- Tanışma

hand shake gif ile ilgili görsel sonucu

Düşünün mesela bir arkadaşınızla oturuyorsunuz sonra onun bir arkadaşına denk geliyorsunuz ve arkadaşınız sizi tanıştırıyor. Ne yaparsınız? Elinizi uzatırsınız bence el sıkışmak, memnun oldum demek için. (Ben burada bunu yaklaşık üç kere yapmaya çalıştım sanırım.) Siz el de uzatsanız elinizi fark etmeden burada direkt iki yanağınızdan öpüyorlar. Yeni mi tanıştınız, daha dün öğlen mi beraber aynı sınıftaydınız:  fark etmez. El sıkışmaya yöneldiğinizde benim gözümde Fransızlara göre “mesafeli” bir imaj çizmiş oluyorsunuz. Burada el sıkışma daha hiyerarşik ilişkilerde mevcut bence, ki orda bile istisnalar mevcut.

2- “Salut

bye gif ile ilgili görsel sonucu

Bakın bu en en en büyük kültür şoklarımdan biri olabilir. 5 yıl lisede geçirdiğim Fransızca eğitimi süresince “Salut” benim için “merhaba”, “selam” anlamına geliyordu. Buraya gelince bir baktım ki sınıftan çıkarken, metroda ayrılırken bile arkadaşlarım “salut” diyor. Hani bize okulda hiç mi kimse “ayrılma anında da salut denir” demeyi düşünmedi bilmiyorum.

3- Değişik bir kağıt

see you gif ile ilgili görsel sonucu

Feuille quadrillée de cahier

Ya gerçekten konuşmak istemiyorum bu konuda. Abuk subuk bir kağıtları var, çizgili deseniz değil, kareli deseniz değil, düz hiç değil. Böyle ince ince çizgiler 5 çizgide bir kalın çizgiyle buluşuyor. İlk gördüğüm andan itibaren tiksindim diyebilirim. Okulda başka şekilde kağıt kullanan görmüyorum hepsi bunu kullanıyor, ödevleri ve sınavları da bu kağıtlara yapmak gerekiyor. Bu kağıttan almış olsam da çoğu zaman “ben yabancı öğrenciyim ben bilmem anlamam” kartımı kullanarak çizgili kağıtla hayatıma devam ediyorum.

 

4- Grev

protest gif ile ilgili görsel sonucu

Her şeye karşı bir grev var. Ben bunu en çok da okulda yaşıyorum. Duvarlarda sürekli olarak bir şeylere karşı greve çağırıyorlar, Macron’a kızıyorlar, okul yönetimine kızıyorlar, devlete kızıyorlar. Grevler yüzünden bazı günler bazı otobüsler, bazı metro hatları çalışmıyor. Bunun dışında daha geniş çaplı, tüm şehri tamamen etkileyen grevler de oluyormuş ki ben buna henüz denk gelmedim.

5- Üç kağıtçılık ve pratik zeka

smart gif ile ilgili görsel sonucu

Bu konuda güzel ülkemin ve ülkemin çakal insanlarının eline su dökecek bir başka ülke daha yok bence. Burada da tabi geniş çaplı düşününce dolandırıcılar, üç kağıtçılar, çakallar vardır ama halk genel olarak bundan uzak. Türk insanı bu konuda Fransa’nın 5-0 önünde. Yani mesela öyle kurallar, öyle şeyler var ki bu Türkiye’de olsa biz kesin şöyle yapardık, şuna daha az para verirdik, şuna şöyle derdik diyip içimizdeki Türkü dışarı çıkarıyoruz. Buna ek olarak pratik zekaya yönelik de bir kıvılcım sezemiyorum. Mesela 12 euro ödemem lazım, 20 euro ve +2 euro madeni para veriyorum, siz bana 10 euro verin diyorum. Adam anlamıyor, uzun uzun bakıyor sonra 2 euromu geri verip uzun uğraşlar sonucu para üstümü getiriyor. Ki bunu sadece 1 kere falan da yaşamadım, sürekli olarak yaşadığımız bir durum.saçma dolandırıcılık haberleri ile ilgili görsel sonucu

6- Metrolar

gif metro ile ilgili görsel sonucu

Metrolar birbirinden en alakasız insan gruplarını, her sınıftan ve ırktan insanı dipdibe görebileceğiniz bir yer. İstanbul’da da toplu taşıma gün geçtikçe herkes tarafından kullanılıyor tabii ki ama burada özellikle işe gidiş ve çıkış saatlerinde iş yerleri ve plazamsı yerlerden geçen hatlarda olduğunuz zaman takım elbiseli sanki bir dergi için moda çekiminden çıkmışçasına bir sürü kişi görüyorsunuz. İstanbul’da da görürsün ki demeyin. Bakın gerçekten ÇOK FAZLA. İlk başta çok şaşırsam da artık alıştım.

 

7- Avrupa ülkelerine seyahat

travel gif ile ilgili görsel sonucu

Tüm bu yazdıklarım içinde beni en çok şaşırtan, asla anlam veremediğim, hiçbir zaman alışamayacağım bir olay bu. Martta CDG 2.terminalden Paris’ten Stockholm’e Air France’la gidip geldim ve BİR KERE BİLE PASAPORTUMA BAKILMADI. (Bakın zaten bavulunuzu kargo kısmına verseniz de vermeseniz de check in işlemlerini makinelerden yapıyorsunuz ama eğer bir kontuara gitmek isterseniz de sizden sadece bilet numaranızı istiyorlar pasaport istemiyorlar. Bileti alırken bile sanki şehirler arası bilet alıyormuş gibi alıyorsunuz.) X-rayden geçerken bilete baktılar, uçağa geçerken bilete baktılar yine aynı şekilde dönerken de sadece bilete baktılar ama bir kere bile pasaportunuzu açın, kimlik gösterin, adınız soyadınız ne demediler bile. Yani tamam biliyorum ikisi de AB ülkesi, ikisi de Schengen bölgesinde falan filan ama yine de bu kadarı da fazla rahat. İstanbul’dan Adana’ya giderken bile nüfüs cüzdansız gidemiyorsunuz, bir ara yeni ehliyetleri kabul bile etmiyorlardı uçağa binmek için o derece.

Bonus : Bir de daha dün rastladığım bir olayı paylaşarak final yapayım. Pastanenin fırın kısmında kruvasan almak için sıra bekliyordum, önümdeki kadın satıcıdan kepekli ekmek istedi ve hikaye burada ilginçleşti. Beklenmeyen o soru geldi : “Yarım mı olsun tam mı?”. Kadın yarım isteyince de ekmeği böldüler ve sonuç olarak kadın da yarım ekmeğin parasını ödeyerek gitti. Hani bildiğiniz -baget, somun ne şekilde adlandırmak isterseniz- ekmeğin yarısı yani. Öyle işte.

Serra

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s