Sürpriz: Mutlak Gerçek Yok!

Dünyanın senden daha büyük olduğunu, ve özel olmadığını kabul et öncelikle. Hiç bir sorunununu ilk sen yaşamadın, ve tek değilsin. Çözemediğimiz sorunlar olduğunda, bilinçaltımız ya çok özel olduğumuzu düşünür, ya da çok defolu olduğumuzu. (ki bu da özel muameleyi hak ettiğimize inandırır bizi) Yani farklıyızdır ya hani, farklı muameleyi de hak ederiz. Yani hak kazanmışız gibi olur, ve her şeye hakkımız olduğuna inanırız. Zaten bir çok sorun da buradan başlar. Öncelikle, inandığımız her şeyin bizim bakış açımıza göre doğru olduğunu anlamanı istiyorum. Herkesin geçmişi, karakteri, bakış açısı ile doğrusu yanlışı değişir. Bir şeyi kendimize hak görmemiz de, inancımızla olur. Kadına şiddet uygulayan erkekler, kendi inançları doğrultusunda kadını daha alçak görüp, kadını kendine hak olarak görür. LGBTIQ’ya karşı nefret ile yaklaşan insanlar, kendi inançlarına o kadar bağlıdırlar ki, yaptıkları her hareketi (ki bu öldürmeye kadar gider) kendi hakları gibi görürler. Irkçılar ise kendi ırkının yüksekliğine inanır, kendi bakış açısıyla ve ırkçı şeyler yapar. Dünyada bu kadar insan varsa sana soruyorum, kendi inancına nasıl bu kadar sımsıkı bağlı olabilirsin? Herkesin, veya milyonlarca insanın haksız da, senin haklı olman gerçekten mantıklı mı? Herkes haklı ve sen haksızsın demiyorum, ortada böyle bir şey yok diyorum. Her bir birey kadar çoktur bu bakış açısı. Emin olmamak başkaları hakkındaki yargılarımızı ortadan kaldırır. Özel olduğunu düşünme, çünkü o zaman hakkın olanı almaya çalışırsın. Dogmatik şekilde bağlanıp değerlerine, dünya onları vermeyince deli olup bağırıp çağırırsın. Zeki, ve özel olduğunu düşünüyorsun, okuldaki herkesten daha iyi. Özel muamele istiyorsun bu yüzden, ama kendi içinden, buna inandığın için. Almayınca, moralin bozulacak tabii ki. Çünkü değer yargın, mutluluğun dışarı bir etkene bağlı. Halbuki kendinle barışık olsan, mutluluk hakkındaki düşüncen de de hayattaki önemli bulduğun değerlerde kendi içinde bulacağın şeyler olur. Dünyevi ol. Mutluluğunu dışarıya bağlama. Böylece nasıl bir ortamda olursan ol, ne kadar kötü bir şeylerle karşılaşırsan karşılaş, içinde huzurlu olsan, her şey sanki sana teğet geçer gibi olur. Hiç bir şey etkilemez. 

Birini yolda görünce onun hakkında düşündüğümüz şeylerden, yada birisiyle 5 dakika konuşunca onun hakkında hemen emin oluruz ya, bu pek iyi bir şey değildir. Kendine ‘Ya yanılıyorsam?’ diye sor. Bu kadar ötekileştirdiğin insanları biraz daha fazla anlamaya çalış. Seninle aynı düşüncede olmayan insanların üstünü çizemezsin, girip bir okula ateş edemezsin, eşçinsellerin olduğu kulübü tarayamazsın. Bir tek sen yoksun bu dünyada, bir tek senin düşüncen yok. Hoşlanmadığın fikirleri, insanları da kabul ederek yaşamak zorundasın. Tek tipleştirici, yanlı hislerin törpülendiği, zenginin fakire, sağcının solcuya, başörtüsüzün başörtülüye, eğitimlinin eğitimsize, erkeğin kadına, kadının erkeğe, heteroseksüelin eşçinsele kendisiyle eşit baktığı bir dünya demek benim için. Bu maalesef toplu yapılabilecek bir çalışma değil, çünkü her ne kadar 80 yıl önceki ırkçılık olmasa da mesela, modern ırkçılık, modern seksizm denilen bir olay var ki, gizli, insanın kendi içinde düşündüğü demek. Açık açık söylemesen de, aynı özellikleri olan bir erkeği işe alma oranının kadını almasından daha yüksek olması demek. Bununla ilgili bir psikoloji çalışması var. Aynı CV’ye bazen kadın bazen erkek isimleri yazarak değerlendirmeleri isteniyor kimi insanlardan. Hem kadınlar hem erkekler değerlendirirken, aynı CV’ye göre daha çok erkekleri işe alıyor. Sadece ismi yüzünden. Linki buraya koyuyorum okumak istersen: https://pdfs.semanticscholar.org/56a7/0252d2c9a7d86f103633a937b9e67de81ed6.pdf

Dışarıya huzur verebilmek için, içinde huzurlu olman gerekli. İçindeki sorunları kendin ile çözmeden, dışarıya bir yararın yok. Özel değilsin, bunu kabul et, ve bu yüzden kusursuz değilsin. Kendini harika ve kusursuz sandığında dogmatik bir zihin yapısına sahip olmuş oluyorsun. Önce kabul etmelisin ki bunu, kendini geliştirmek ve daha iyi olmak için boşluk açılsın. Hata yapmaya ve her şeyi bilmediğini (hatta hiç bir şeyi) anlamak ile yeni şeyler öğrenebilirsin! Değişim için varolan değerlerinden emin olmamalısın, ki hatalarını gör, düzelt ve devam et. Hiç bir zaman harika olamayacağız, tek yapabileceğimiz her geçen gün daha az hatalı olabilmek. Bunun için de hep değerlerimizi ve kendimizi sorgulayıp, değişime kapıyı açmalıyız. Ben bunu yaparım! Bunu biliyorum! diyen kimse yeni şeylere açık değildir. Evliliğinde mutsuz olan kişi ‘İyiyim, yapacağım, devam edeceğim.’ diyebilir ve mutsuz evliliğinde bir tane olan hayatını harcayabilir. Veya, ‘belki de bu ilişkide başarılı değilim’ der, bunun nedeni sağlıksız iletişim olduğunu fark eder, sonra bunun da aslında partnerine suç atarak çözülemeyeceğini görür, sorunu kendisinde arar, sorumluluk alır, çözer ve her şekilde çok daha mutlu olur. Ama ilk aşamayı yapmadan, adım atamazsın, eyleme geçemezsin. Önce kabul etmek gerekiyor. Eksiklerini kabul et ki, özgürleş. İstediğin kişi ol, kendinle barış. Sabah uyandığında mutsuzsan, hayatında hiç bir şeyden zevk almıyorsan, doğru olmayan bir şeyler var, onları çöz. 

 

Aleyna

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s