Kusurlu Beyinler: Bildiğine Güvenme

Beynimiz kusurlu. Anılarımızı her hatırladığımızda boşlukları mantıklı bir hikaye olması için dolduruyoruz, sonra onlara inanarak devam ediyoruz, tekrar hatırladığımızda o şekilde geliyor akla. Artık değiştiremiyoruz, çünkü yalancı gibi gözükmek istemiyoruz zaten. Bu aşamalar tekerrür ediyor. Bu bir suç değil, herkes yapıyor, beyin bu kadar detayı en incesine kadar tutamaz zaten. E gördüğümüz şeyleri de hep yanlış gördüğümüz, duyduklarımızı yanlış duyduğumuz oluyor. Dün ne yediğimizi unuttuğumuz da. Arkadaşımızın dediğini yanlış yorumladığımız da. Bu şekilde bakmak zor oluyor, bu yüzden tersten düşünelim. Sürekli yanlış anlaşılmıyor muyuz? Bir şey soruyoruz meraktan, kötü niyet gibi anlaşılıyor, sessizliğimiz trip, konuşkanlığımız yavşaklık, gülmemiz ağlamamız hepsi yanlış yorumlanıyor. Veya anneme, babama söylediğim bir cümle bile ters düz ediliyor onların aklında. Aklın meşgulken sevgiline hafif başka tonla söylediğin söz o taraftan ‘Acaba ne var?’ ile karşılanıyor. E madem bu kadar yanlış anlaşılıyorsun, BU KADAR YANLIŞ ANLIYORSAN? O zaman hangi bildiğine ne kadar güvenebilirsin? Hele inandığımız an, beynimiz yaratılan algıya sarılır. Psikolojide confirmation bias denilen bir olay vardır. Türkçesine şimdi baktım, doğrulama yanlılığı. Bu tam olarak kişilerin kendi inançlarını, düşüncelerini ve varsayımlarını destekleyen ya da teyit eden bilgileri kayırma, dikkate alma ve öne çıkarma eğilimidir. Bir kitapta komedyen Emo Philip’in söylediği bir cümle okudum ve bayıldım: “Bedenimdeki en harika organın beynim olduğunu düşünürdüm. Sonra birden bunu bana kimin söylediğini fark ettim.” Bildiğimiz ve inandığımız her şey beynimizin yanlı düşünceleri. Etrafta da o kadar çok şey var ki, dikkatimiz hepsine yetişmiyor. Bu nedenle algıda seçicilik yapıyoruz sürekli, tabii beynimizin istediği şeylere. Yetmezmiş gibi, beynimiz de çok tutarlı değil, o da duygularımız ve hissettiklerimize arka çıkıyor her koşulda. Sevdiğiniz bir arkadaşınızın söylediği söz komik ve tatlıyken, ona sinir olduğunuz bir an gıcık ve imalı gelmedi mi hiç? Ne kadar çok insanlar ve olaylar hakkında fikir değiştirdiğinizi fark edin: bunun nedeni sadece insanlar mı sizce, yoksa sizin bakış açınızın da oynadığı bir rol var mı? Önceden bahsettiğim anı olayı gibi biraz, hatırladığımız anı, bir önceki anlatışımızdaki halidir, çünkü beynimiz, değer yargılarımız zaten ona göre reforme olmuştur. O an doğru hissettiğimize arka çıkar ve kendimizi haklı ve doğru hissettirir. Bildiğine çok güvenme!

 

Aleyna

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s