Ah o 70’ler ve çıplak protesto!

70’lere girerken Amerika, siyasi tarihinin en karmaşık dönemlerinden birini yaşıyor ve bir yenisine giriyordu. 

Vietnam Savaşı başlayalı epeyi zaman geçmiş, Amerikan devleti ve ordusu geri adım atmamış, şehit haberleri daha sık gelmeye başlamıştı. Vietnam’dan dönen askerler mental olarak yıpranmış, sağlıklarını yitirmişlerdi. Savaş karşıtı protestolar artmış, ‘Çiçek Çocuklar’ sokaklara çıkmış, pasifist şarkılar bestelenmeye ve şiirler yazılmaya başlamıştı. 

Yeni bir kültür doğum sancıları çekiyordu ve bu sancıların sebebi devletin sorumsuzluğu, geri adım atmazlığıydı. 

1969’da Richard Nixon Başkan seçildi ve askeri kaosun yanına bir de siyasi kaos çıkmasına sebep olacaktı. 

1973’te Vietnam Savaşı’nı sonlandırmak için adımlar atmaya yeltendi. Zira Amerikan askeri kaybediyordu, eskisine nazaran daha çok ölüyor, çok daha kötü koşullarda mücadele etmeye çalışıyordu. Çin hükümetiyle temasta bulundu, diplomatik bir bağ kurmaya çalıştı. 

Ancak savaşın sonu, siyaseten ağır bir hamleydi. Cumhuriyetçi Parti’nin çıkardığı Başkan, kendi partisine -yani kendisine- oy veren milliyetçi, militarist insanlar tarafından ‘hoş karşılanmadı’. Savaşın ‘kaybeden’ tarafı olacaktı, halkın belli bir kesiminde bu yaygara kopardı. Amerika kaybedemezdi… 

Nitekim askerler geri dönmedi, hatta yeni bir ‘saldırılar furyası’ başladı. 

Nixon ikinci dönem başkanlığa adaylığını koydu. Ve Vietnam’dan da büyük bir saçmalık başladı. 

Demokratların bir merkezinin bulunduğu Watergate binasının dinlendiği ortaya çıktı. Kimliği o zaman belirsiz olan bir kaynak Washington Post’a gitmiş, Nixon’un kampanyasına yön vermek, seçime müdahalede bulunmak, basitçe söylemek gerekirse Demokratlara şantaj yapmak amacıyla Watergate’i dinlediğini anlattı. Nixon, istifaya zorlandı. Etti de. 

1974’te yerine Gerald Ford geçti. Ve başkan olarak yaptığı hemen hemen ilk iş Nixon’u ‘affetmek’ oldu. Böylece yolsuz eski Başkan devlet gözünde aklandı. Ve tabii ki bu durum Nixon ve Ford arasındaki ilişkinin sorgulanmasına da yol açtı. Nixon’un ardından Ford da güvenilirliğini bir noktada yitirdi. (Bu süreci anlatan uzun bir söyleşi gerçekleştirdi televizyoncu Frost. Nixon/Frost filmi de iyi bir anlatım sayılabilir.)

1975’te de Amerikan askerleri Vietnam’dan çekildi. Ford’un yönetimi sırasında savaş bitti. Vietnamlı birlikler Amerikan’ın bu çalkantılı döneminde güç kazanmış, Amerikan ordusunu adeta püskürtmüştü. 

Bir diğer önemli gelişmeyse Amerika’nın kendi iç işlerinde yaşanmıştı. Amerikan Merkez Bankası’nın merkezi küçük bir eyalet olarak Wisconsin’e taşınmıştı.

Bütün bunların konuyla ne alakası var, diye sorabilirsiniz. Haklısınız da. Bir Amerika sitcom’unun yalnızca bir bölümü üzerine yazılacak bir yazı için, fazla geniş bir giriş oldu. Fakat o küçük eyaletin, o yıllardaki halini konu alan bir dizi de yapıldı.

That 70’s Show’a bugün denk geldim. Adını sık duyduğum ama hiç göz gezdirmediğim bir diziydi. Merak ettim, başladım. Henüz ilk sezonunu bile bitirmedim. 

Fakat ilk sezonun üçüncü bölümü ‘Çıplak Protesto’ beni düşünmeye itti. 

Wisconsin’in bir kasabasında oturan bir ailenin portresi çiziliyor dizide. Ailenin erkek çocuğunun ve onun arkadaşlarının üzerinden de hikaye anlatılıyor, türlü türlü şakalar yapılıyor. Gülme efekti de var. Dekor da hiç değişmiyor. Bildiğimiz sitcom yani. 

Üçüncü bölümde Amerikan başkanı Gerald Ford kasabaya geliyor ve bu haberi alan kasabalılar heyecandan ne yapacaklarını bilemiyorlar. Ana karakter Eric’in bebeklik arkadaşı ve gizli aşkı Donna’nın ailesi, örneğin, yan yana durduklarında Amerikan Bayrağı’nı oluşturacakları bir kıyafet tasarlıyorlar ve Başkan’ı izlemeye o kıyafetleri giyerek gidiyorlar.  Meşru bir Başkan olduğu bile tartışmaya açık olan Ford’a karşı bile bu kadar heyecanla yaklaşmalarında elbette ki kanlarında dolanan ‘kasabalı devletçiliği’ zihniyetinin etkisi büyük. ‘Ne de olsa Başkan,’ diye yaklaşıyorlar meseleye.

Eric’in babası Reginald Forman ise Ford’a karşı daha muhalif bir tutum takınıyor. Devletçi zihniyetten biraz daha uzak. Amerikan Bayrağı’na dönüşmek gibi fantezileri yok. Hatta Ford’a soru sormayı bile düşünüyor, karısıyla tartışıyor, arkadaşlarından destek/fikir bekliyor. ‘Nasıl oldu da Nixon’u affettin?’ Bir türlü emin olamıyor sorup sormayacağına. 

Bu arada Eric ve arkadaşları da -her ne kadar politikanın ‘p’siyle dahi ilgilenmeseler de- bir protesto organize etmek istiyorlar. ‘Çıplak protesto’ ismi de buradan geliyor. Toplantıya girecekler, üzerlerini çıkaracak, maskelerini takacaklar; sonra da kaçacaklar. Fakat salondaki Gizli Servis ajanlarını, ajanların köpeklerini görünce korkuyorlar, protestodan vazgeçiyorlar. Tabiri caizse: ‘yemiyor’. 

Merkez Bankası’nın Wisconsin’e taşınmış olması da aslında bu ‘karşı protestolar’ın olmaması için mühim. Sonuçta 7 Milyonluk eyalete Amerika’nın en önemli kurumlarından biri gelmiş, insanların memnun olması gerektiği düşünülüyor. Öyle ya, Beyaz Saray’ın siyasi istikrarı epeyi bir soru işaretleriyle dolu o dönemde. Wisconsin’den de protestocu çıkmaz, diye düşünülüyorlar belli ki. 

Eric’in babası soru sormak için kürsüye çıkıyor. Fakat bir türlü kelimeleri bir araya getiremiyor, terliyor, konuşamıyor. Babasının bu halini gören Eric’se ani bir karar veriyor, maskesini takıyor, soyunuyor ve bağıra çağıra salonu terk ediyor. Bunun üzerine cesaretlenen Reginald soruyor: ‘Nixon’u nasıl affedebildin?’

Önce Başkan Ford’u hayranlıkla dinleyen, heyecanla bekleyen, ona alkış tutan halk, bir anda soru soran Reginald’ı alkışlamaya başlıyor… 

Aklıma takılan soru şu: Siyasi bir kaosun ortasında, ne idüğü belirsiz bir Başkan’ın karşısında, belki de o Başkan’ın döneminin en çok yaradığı eyaletin ufak bir kasabasında… Bir doğrucu çoban ve çıplak protestocu oğlu, bir anda bütün halkın fikirlerini değiştirebilir mi? Ya da fikri zaten Başkan’a karşı olan bir toplum, o Başkan’ı izlemeye Amerikan Bayrağı giyerek gider mi? 

Elbette basit bir sitcom üzerinden bu değerlendirmeyi yapmak güç. Ancak anlaşılan basit bir gerçek var ki, devletçi ezbere sığınmanın kimseye bir yararı yok. 

Çıplak protesto iyidir. 

 

-Derin Koçer (Konuk Yazar)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s