Colmar Alsace Gezi Rehberi

Processed with VSCO with e2 preset

Colmar, Fransa’nın doğusunda, Almanya ve İsviçre’nin dibinde bir şehircik. Şehircik diyorum çünkü hem küçük bir yer hem de çok sevimli. Genelde internette Colmar hakkında araştırma yaptığınız zaman Türkiye’den nasıl gidilir hakkında yazılar göreceksiniz ama ben biraz da Paris’ten nasıl gidilir o şekilde de bilge vermeye çalışacağım.Processed with VSCO with j5 preset

Strasbourg’tan aşağıya Mulhouse’a doğru bir sürü kasaba, köy var ve bunlar şarap yolunun üzerinde yer alıyor. İşte çeşit çeşit üzümlerin şarapların olduğu ve baya da meşhur şarapların olduğu bir yer. Colmar’da bu yolun en altına doğru kalıyor.

Processed with VSCO with c8 preset

Şimdi şöyle, Paris’ten tren de var ki 3 saat civarı sürüyor. Ama diyorsanız ki ben zaten günübirlik gitmek istiyorum, ucuza getirmek istiyorum o zaman 40-50 euroya gidiş dönüş otobüs bileti de bakabilirsiniz. Bizim gittiğimiz sezon tam Noel marketlerinin kurulduğu zaman için belki de otobüs diğer zamanlara göre daha pahalıdır, bilemiyorum. Buraya kadar gitmişken bir akşam kalırım derseniz yine otobüsle ya da trenle Basel’e, Mulhouse’a, diğer köylere ya da Strasbourg’a da bir kaçamak yapabilirsiniz.

Hangi sezonda gidilir peki? Yani bence en güzel zaman Christmas Marketlerin kurulduğu zaman. Diğer zamanlarda görmedim tabi gidip de ama gitmeden önce yaptığım uzun araştırmalar sonucu fotoğraflara baktığımda en güzel zaman cidden de Kasım sonundan Ocak başınadoğru olan zaman. Ama yazın ya da baharda gitmek de keyifli olur bence gayet.IMG_0994

Peki görülecek neler var?

Rue des Marchands : Ufak çaplı da olsa şehrin alışveriş caddesi

La Maison des têtes : Kafalar Evi, dışında bir sürü kafanın olduğu Rönesans döneminden kalma değişik bir bina.

Dominicians Kilisesi : Yani burası şehrin en ünlü kiliselerinden biri. Biz de burayı gidip gezmek hatasına düştük, içi hayal kırıklığıydı ve bir de giriş ücretli. Şuana kadar görüp görebileceğim en vasıfsız ve en az turistik değer taşıyan kilise cidde.

Saint Martin Kilisesi : Buraya zaten şehri gezerken dönüp dolaşıp denk geleceksiniz. 1300’lerde inşa edilmiş sonra 1500’lerde restore edilmiş, buranın içine de kesin girin.

Pfister Evi : Burası da yine şehirde gezerken denk geleceğiniz yerlerden biri. 1500’lü yıllarda yapılmış.

Petite Venise (Küçük Venedik) : Burası da kanalda kayıkla gezebildiğiniz ve şehirdeki en güzel fotoğrafları çekebileceğiniz bölge oluyor. En renkli binalar da burda, doğası da çok güzel. Yani bence burda tekne turunu kesin yapın. Kesin.

Marché Couvert : İçerisi birbirinden farklı yemeklerle, atıştırmalıklarla dolu bir yer. Bölgeye özgü yiyeceklere gelecek olursak : pretzel, tarte flambée, beyaz şarap, yöresel peynir benim öğrendiklerim..

Processed with VSCO with c8 preset

Umarım gitme fırsatı bulursunuz!

-Serra

Reklamlar

One thought

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s