Kategori arşivi: Afrika

Güney Afrika Günlüğü Part V – Cape Town

1 Şubat Cumartesi (7.gün),
ve artık son günlerimiz… Bugün tura katılmayıp kendimiz Masa Dağı‘na çıkmaya karar verdik. Önce iki tane “wine tasting” yerine gittik ve 6 şarap aldık, güzel olduklarını söyleyebilirim. Peynirlerin çeşitlerini görmelisiniz…  Sonra yine Waterfront’taki AVM’nin içinde, hemen girişte sağdaki restoranda yemek yedik ve Masa Dağı’na yola çıktık.

Şarap tadımındaki manzaramız

Teleferikle yukarı çıktık, aslında aşağıdaki bilet satan kadın çok sis var hiç bir şey göremezsiniz dedi ama yukarı çıktığımızda çok güzel bir görüntü bizi bekliyordu, kanmayın!! Masa Dağı’nda başınıza en son gelebilecek şeyi düşünün.

“Başıma” o geldi. Bir anda hızlı bir şekilde kafama şeftali yedim, nasıl bir acı…. Abiniz olmasının enteresan yanları 🙂

Masa dağına çıkan teleferik

Sizce ne anlatmak istiyor olabilir?

Akşam çok şanslıydık yine. Afrika Kupası Finaline denk geldik ve tabiki gittik. (African Nations Cup) Maç Gana ve Libya arasındaydı, bizde forza Libya!

Capetown Stadium

Not: Waterfront’tan Masa Dağına maximum 150 rant tutuyor lütfen kazıklanmayın!


2 Şubat Pazar (8.gün),
son günümüzde sabah Green Market denilen yere gittik ve afrikasal güzel şeyler bulduk. Özellikle elle yapılmış resimler. Bilmeniz gereken en önemli şey pazarlık yapmanız gerekiyor. Ardından havaalanına gidiş ve uçuş..

*ISTANBUL*

Esktra Notlar: Hiçbir aşı yaptırmanıza gerek yok. Pasaportunuza ve paranıza dikkat edin malum Afrika. Baboonlara dikkat edin. Eğlenmenize bakın. İyi tatilleeer!

Ayrıca hayatımda gittiğim en güzel şehir olarak CAPETOWN’u seçiyorum.. Görüşleriniz?

Umarım yazı serisini beğenmişsinizdir..

-Aleyna

Güney Afrika Günlüğü Part IV – Cape Town

Part 3’ü için tıklayın!

31 Ocak Cuma (6.gün),
Bugünü tamamen Ümit Burnu‘na ayırdık. Sabah güzel evleri göre göre burna geldik ve teleferikle yukarı çıktık, deniz fenerinde deli rüzgar vardı ve tabiki deniz fenerine, yukarı çıkınca, fotoğraf çekilmek ve o duyguyu tatmak için, durulması gereken yerden taşa dışarı çıktım.. Sonra çoğu kişi asıl burna gitmeye korktu ve gitmedi ama biz üç kişi gittik ve müthiş bir manzara vardı. Korkulacak bir şey yoktu (baboonlar dışında)

 Baboonlar tehlikelidir ve yemek onları çeker.

Sonrasında penguenleri gördük ve hatta kovalamaca bile oynadığımı söylebilirim 🙂 Biri babamı ısırdı !! Ama bir şey olmadı. Akşam Long Street‘e gittik güzel bir yer ama bence Waterfront daha güzeldi.

 Ümit Burnu..

Mama Afrika güzel restoran yöresel diyorlar ama ben gitmemenizi öneririm hatta sakın gitmeyin.. Müzik vardı tamam ama yemekleri gerçekten çok kötüydü168 Club denilen bir yere gittik ama orayı pek beğenmedim. Sonra Waterfront’a geçtik ve çok daha iyi bir yerde oturduk ama müzik bazı yerlerde 12 olunca bitiyor, dikkat!

Baboon
Protea Cicegi, Güney Afrika’da çok ünlü

Penguenler!!

Ümit Burnu’ndayken “baboon”lardan biri gruptan bir kişinin çantasını aldı, içindekileri boşalttı ve beğendiklerini alıp çantayı aşağı fırlattı, çok komik bir görüntüydü gerçekten !!

-Aleyna

Güney Afrika Günlüğü Part III – Pilanesberg, Capetown

PART 2 için tıklayın!!

29 Ocak Çarşamba (4.gün),
Öğleden önce yine Valley of Waves‘e gittik ve öğlen Pilanesberg‘e doğru yola çıktık. Araları çok uzak olmadığından hemen vardık. Yerleşme dinlenme derken epey bi zaman geçti ve sonra “Hide” yani saklanmak adı verilen gizli yere sessizce gidip ordan hayvanları, onlar bizi görmeden izleme fırsatı bulduk.

Tabiki hangisini göreceğimiz bir şans, biz zebra, timsah ve antilop görebildik, saat 4.30 oldu ve SAFARİ ZAMANI !! Her tarafı demirlerle kaplı olan safari arabalarımızla yola çıktık tabiki en önü kaptık 🙂 Çokça hayvan gördük ve gerçekten harikaydı. Bozulmamış doğaya şahit olmak muhteşem bir duygu. Tek üzüldüğümüz nokta maalesef gördüğümüz aslan uyuyordu..

Kocaman alanda sadece iki çita varmış yani görme şansımız çok düşüktü. Nedeni: Aslanlar çitaları yiyorlarmış.

Onun dışında fil, zebra, antilop, yaban domuzu, zuzu, zürafa, gergedan, hipopotam, küçük özel bir bukalemun ve buffalo gördük:)
Çok güzeldi, dönüş yolu biraz “bumpy” bir yolda idi. Kesin yapılması gerekiyor, 8.40’a kadar sürdü.

30 Ocak Perşembe (5.gün),
Sabah kalkıp hemencecik Aslan Parkı‘na gittik. Girişte bizi serbestçe dolaşan zürafa bekliyordu. Önce korktuk korkmasına ama en son bacaklarının arasında fotoğraf çektiriyorduk resmen. Aslan parkında 30 dk safari gibi hayvanlar serbestken gezdik.

 Çita, aslan, beyaz aslan, wild dog gibi hayvanlar gördük ve sonra bebek aslanların yanına gittik. Söylemem gerekirki bebek aslanlar hayatımda gördüğüm en en en şirin şeyler.

Sonrasında merkit, vaşak, devekuşu gördük ve bebek zürafaya yemek yedirdik. Sonrasında çıkmamız gerekti çünkü 14.55’teki Capetown uçağımıza yetişmeliydik. Uçuş 2 saat sürdü ve ardından 1 saat 40 dk şehir turu yaptık ve otele yerleşme.

Akşam Waterfront bölgesinde dolaştık ve yemek yedik. Orda sahibi türk olan bir restoran da bulduk: TASCA. Türk yemekleri de vardı, eti çok güzeldi. Waterfront’un ne kadar güzel olduğu anlatılmaz yaşanılır gerçekten. Sonra dönme dolabın son turuna yetiştik, 4 tur dönüyor ve rüzgarı oldukça hissettik. “Pub“da oturup müzik dinledik, perşembeleri canlı müzik varmiş şansımıza. Ve bu günde böyle bitti.

 Beyaz aslanlar

 Çitalar..

 Minnoş ısırmaya çalışıyor 🙂

Cape town..

-Aleyna

Güney Afrika Günlüğü Part II – Sun City

PART 1 için tıklayın!

28 Ocak Salı, (3.gün)
Öncelikle, SeaWorld’ün ne olduğuna baktık ve tam olarak bildiğimiz WaterSports’muş. Suncity’nin, tahminim aksine çok güzel ve geniş bir kompleks olduğuna karar verdim. Valley of Waves çok eğlenceli ve dalga havuzu, nehir, food court dışında kaydıraklarda vardı: 5 tane. Temple of Courage en cesaret gerektireni..
Timsah çiftliği, en büyük ikinci timsah burda bulunuyor. 2.000 tane timsah var. Timsahlar soğukkanlı canlılar ve çok az hareket ediyorlar hatta 3 ay hareketsiz, 1 saat de su altında kalabiliyorlar.
Akşam 7*lı Palace Hotel’de yedik, açık büfeydi ama güzel olan asıl oteldi ve 7*’ına rağmen ucuzdu, sadece kişi başı R400. (yaklaşık 80TL) kesinlikle gidin 🙂 bu ülkemizin standartlarına göre ucuz diyebiliriz.
Turun eksiği bence Fil Parkı(turu)!!! kesinlikle, 10 kişilik minimum kişiyi sağlayamadığımızdan gidemedik ancak çok isterdim filleri sevmek, binmek, fotoğraflar çekmek.. Kesinlikle gitmenizi öneriyorum.

Labirent’ten kurtulunca üstten görme imkanı bulduk 🙂
7 yıldızlı otelin uzaktan görünüşü

Ertesi gün biz Suncity’deyken, annem halkın içine karıştı ve bize bu fotoğraflara bakmak kaldı..

IMG_6465_2 IMG_6498_2

Timsah parkı

IMG_6527_2

Küçük mirket arkadaşlarımızda olan enteresan bir özellik: yuvalarının tam ortasında ve en yukarda bir mirket, biz ona müdür demeye karar verdik, evi koruyor.

-Aleyna

Yazının devamı PART 3 için tıklayın!

Güney Afrika Günlüğü Part I – Johannesburg

Güney Afrika’ya olan tatilimizi şehirlere günlere bölerek sizle paylaşacağım. Güney Afrika’ya gitmek isteyenler için bütün önemli noktaları ayrıntılı bir şekilde yazmaya çalıştım. Umarım beğenirsiniz!

26 Ocak Pazar- Johannesburg (1 ve 2.gün)
Vardıktan sonra şehir turumuzu yaptık ve Afrika Müzesi’ni gördük tamamen gereksizdi tavsiye etmiyorum. Nelson Mandela’nın evine giremedik sadece dışarıdan bakılıyormuş hem ev hemde müze olan hapis kaldığı adadaymış. Rosebank otelimizin yakınındaydı ve çok güzel diyebilirim Johannesburg standartları için, Piza e Vino‘da yemek yedik (Pizza bolognese tavsiye ederim) ve Doppio Zero‘da kahve içtik ve tatlı yedik (caramel cheesecake tavsiye ederim), ikisi de çok güzel yerlerdi.

Otelimizse Crown Plaza‘ydı ve oldukça iyiydi.
Sabah yola çıkıp yolda alışveriş merkezi diye geçen ama aslında Güney Afrika’yla ilgili şeyler ve hediyelik eşyaların olduğu en ucuz yer çünkü TaxFree.

Monte Casino, Monte Carlo’dan esinlenilmiş bir kumarhaneydi Lesedi’ye gitmeyenler oraya gitti güzel olduğunu söylediler ama Güney Afrika’ya gelince Güney Afrika’yı yaşamak lazım bu yüzden az vaktiniz varsa Lesedi‘ye gitmenizi öneriyorum.


Lesedi’de, girişte karşılandıktan sonra kabileler hakkında genel bilgi aldığımız bir video izledik ve kabileleri gördük, farklılıklarını anladık. Dans show yaptılar ve en eğlenceli şey diyebilirim onun için, aynı kişileri bir çok pozisyonda da gördük bu sayede. Bir kişi hem dansçı hem savaşçı hem de garsondu 🙂 Simulasyon olsa da çok beğendik.
Enteresan yiyecekler yeme imkanı bulduk ve tırtıl yedik, plastik gibi tatsızdı, orda yapılan nohut tarzı bir yemekten tattım. Timsah eti en sevdiğimdi, normaldi. Devekuşu etiyse ona göre daha sertti.

Lesedi’den kareler..

Ardından SunCity‘ye, otelimize gittik ve ne kadar güzel olduğunu gördük. (SunCity Main Hotel) Köprüde yapılan depremi tattık, Entertainment Center‘da “quick” bir yemek yedik. Ve otelimizde hemen girişte çok güzel bir Casino olduğunu da hatırlatırım.

PART 2 için tıklayın!!

-Aleyna